İnfaz Kanunu Geçici m.6 kapsamındaki örgütlü suç hükümlüleri için, 'açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartı' aranmaksızın denetimli serbestlik uygulanırken, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.6/2-ç'de düzenlenen 'örgütten ayrıldığına dair samimiyetin tasdiki kararı' şartının aranıp aranmayacağı tartışmalıdır. Bu kararın, 'iyi hal' değerlendirmesi (İnfaz Kanunu m.89) kapsamında ele alınıp alınamayacağını, lehe yorum ve kanunilik ilkeleri çerçevesinde tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123158

Bu konu metinde tartışmalı olarak ele alınmıştır. Bir görüşe göre, İnfaz Kanunu Geçici m.6, 'açık kuruma ayrılma şartını' tamamen kaldırdığı için, bu şartın bir parçası olan Yönetmelikteki 'örgütten ayrılma kararı' da aranmamalıdır. Zira bu şart, temel olarak İnfaz Kanunu m.89'da sayılan iyi hal kriterleri arasında açıkça yer almamaktadır. Kanunda açıkça düzenlenmeyen bir zorunluluğun, yönetmelik hükmüne dayanılarak hükümlü aleyhine yorumlanması 'kanunilik' ve 'lehe yorum' ilkelerine aykırı olacaktır. Karşı görüş ise, hükümlünün örgütten ayrılıp ayrılmadığı konusunun, İnfaz Kanunu m.89/1'deki 'tekrar suç işleme ve mağdura veya başkalarına zarar verme riskinin düşük olup olmadığı' kriteri çerçevesinde, yani genel 'iyi hal' değerlendirmesi içinde ele alınabileceğini savunmaktadır. Bu yoruma göre, kanun koyucunun, mensup olduğu örgütten ayrılmamış bir hükümlünün iyileştirilmiş infaz rejiminden faydalanmasını amaçladığı düşünülemez. Metnin yazarı, kanunda açık bir zorunluluk öngörülmemesi ve bu şartın sadece açık kuruma ayrılmaya ilişkin bir yönetmelik hükmü olması nedeniyle, hükümlü aleyhine uygulama yapılmaması ve bu kararın aranmaması gerektiği kanaatindedir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 21.03.2022 tarihli kararı da bu konuda net bir sonuca varmamış, konuyu muğlak bırakmıştır.