Bir trafik kazasında, bilirkişi raporu sanığın tam kusurlu olduğunu belirtse de, mahkeme bu raporla bağlı mıdır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.02.2014 tarihli kararında olduğu gibi, mahkemenin 'kusurluluk' konusunda bilirkişi raporundan ayrılarak kendi değerlendirmesini yapmasının hukuki dayanağı nedir?
Mahkeme, bilirkişi raporuyla bağlı değildir. Kusurluluk tespiti, teknik bir saptama olmaktan çok, hukuki bir niteleme ve değerlendirmedir. Bu nihai hukuki değerlendirmeyi yapma yetkisi ve görevi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda kendisine yardımcı olan bilirkişiye değil, münhasıran hakime aittir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 11.02.2014 tarihli ve 2013/11226 E. sayılı kararında da bu ilke vurgulanmıştır. Kararda, bilirkişinin kusur oranına ilişkin görüşünün hakimi bağlamayacağı, hakimin dosyadaki tüm delilleri (tanık beyanları, olay yeri inceleme tutanağı, araçların konumu vb.) bir bütün olarak değerlendirerek kendi vicdani kanaatine göre kusur oranını belirlemesi gerektiği ifade edilmiştir. Hukuki dayanağı, CMK m.217'de düzenlenen 'delillerin serbestçe takdiri' ilkesidir. Eğer bilirkişi raporu, dosyadaki diğer somut delillerle çelişiyorsa veya dosya içeriğiyle (oluşla) uyumlu değilse, hakim, gerekçesini kararında açıkça göstermek suretiyle bu raporu dikkate almayabilir ve farklı bir kusur dağılımına hükmedebilir. Bu durum, hakimin yargılama faaliyetindeki egemenliğini ve delil değerlendirme araçları üzerindeki takdir yetkisini gösterir.