Hukuka aykırı olarak ele geçirilen kişisel verinin, TCK m.136 kapsamında suç oluşturması için fiziki veya dijital bir ortama 'kaydedilmesi' şart mıdır? Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.03.2018 tarihli kararında belirtildiği gibi, kişisel verilerin sadece öğrenilip hafızada tutularak başkalarına açıklanması eylemi hangi suç kapsamında değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123151

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 07.03.2018 tarihli ve 2017/12083 E. sayılı kararına göre, TCK m.136'daki 'ele geçirme' fiilinin oluşması için kişisel verinin bir ortama 'kaydedilmesi' veya 'sabitlenmesi' gerekmektedir. Kararda 'ele geçirme' fiili, verinin üzerinde yazılı olduğu belgenin alınması veya kaydedilmiş haliyle başka bir nesneye (kağıt, USB bellek, CD vb.) aktarılması gibi, verinin tekrar kullanılabilirliğini sağlayan faaliyetler olarak yorumlanmıştır. Buna karşılık, kişisel verilerin bir ortama kaydedilmeksizin sadece öğrenilmesi, örneğin bir günlüğün okunup içeriğinin hafızada tutulması ve sonrasında bu bilgilerin başkalarına açıklanması, TCK m.136 kapsamındaki 'verileri ele geçirme' suçunu değil, TCK m.134/1. fıkranın 1. cümlesinde düzenlenen 'özel hayatın gizliliğini ihlal' suçunu oluşturur. Bu ayrımın temelinde, TCK m.136'nın verinin kendisinin (dijital veya fiziki formunun) zapt edilmesini, TCK m.134'ün ise özel hayata ilişkin bilginin içeriğinin öğrenilmesini ve ifşa edilmesini cezalandırması yatmaktadır. Bu yorum, suçlar arasındaki kanuni tanımların ve korunan hukuki değerlerin farklılığını gözetmektedir.