Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi (TCK m.165) suçu ile hırsızlık (TCK m.141 vd.) suçu arasındaki ayrım, özellikle failin suça konu malı nasıl elde ettiğine dair savunması inandırıcı bulunmadığında nasıl yapılmalıdır? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/06/2014 tarihli kararında belirtilen kriterler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123146

Bu iki suç arasındaki ayrım, failin öncül suç olan hırsızlığa iştirak edip etmediğinin tespitine dayanır. Eğer fail, hırsızlık eylemine asli veya fer'i fail olarak katılmışsa sadece hırsızlıktan cezalandırılır. Eğer hırsızlığa katılmamış, ancak malın çalıntı olduğunu bilerek sonradan satın almış veya kabul etmişse TCK m.165'ten sorumlu olur. Failin savunmasının inandırıcı olmadığı durumlarda, Yargıtay CGK'nın 03/06/2014 tarihli (2013/13-203 E.) kararında belirtilen kriterler devreye girer. Karara göre, sanığın; 1) Suç eşyasını kimden aldığına dair kimlik ve adres bilgilerini vermekten kaçınması, 2) Hayali bir isim zikretmesi, 3) Satın aldığını iddia ettiği kişinin bulunması için etkin bir çaba göstermemesi, 4) Sanığın yaşam ve adli tecrübesi itibarıyla bu tür bir savunmayla kurtulamayacağını bilecek durumda olması gibi hususlar, savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik soyut bir beyan olduğunu gösterir. Bu durumda, sanığın eyleminin sadece suç eşyasını kabul etmek değil, doğrudan hırsızlık suçunu işlemek olduğu kabul edilerek daha ağır olan hırsızlık suçundan ceza verilmesi gerektiği sonucuna varılır.