CMK m.64/6 uyarınca, mahkeme listelerinde yer almayan bir kişinin bilirkişi olarak görevlendirilmesi durumunda yemin usulü nasıl olmalıdır? Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 17.09.2014 tarihli kararında, tercüman bilirkişiye yemin ettirilmemesi neden bir bozma sebebi olarak kabul edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #123144

CMK m.64/6, adli yargı adalet komisyonlarınca hazırlanan resmi bilirkişi listelerinde yer almayan kişilerin bilirkişi olarak görevlendirilmesi halinde, bu kişilerin 'kendilerini atamış olan merci huzurunda' yemin etmelerini zorunlu kılar. Yemin, bilirkişinin görevini tarafsız, bilimsel ve fenni kurallara uygun yapacağına dair bir taahhüttür ve yargılamanın temel usul kurallarındandır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 17.09.2014 tarihli ve 2014/2228 E. sayılı kararında, yabancı uyruklu sanık için atanan tercüman bilirkişiye usulüne uygun yemin ettirilmemesi veya eski yemininin hatırlatılmaması, CMK m.57 ve m.202'ye aykırılık teşkil ettiği için bozma nedeni sayılmıştır. Bunun sebebi şudur: Tercümanlık da özel ve teknik bilgi gerektiren bir bilirkişilik türüdür ve tercümanlar için de CMK m.62 yollamasıyla bilirkişilere ilişkin hükümler (yemin dahil) uygulanır. Yemin, bilirkişinin beyanlarına ve raporuna hukuki geçerlilik kazandıran temel bir şarttır. Yeminsiz bir bilirkişinin (veya tercümanın) katılımıyla yapılan işlemler (tanık dinleme, sanık savunması alma) usulen sakatlanmış olur. Bu durum, özellikle sanığın savunma hakkını (CMK m.147) ve adil yargılanma hakkını doğrudan etkileyen ciddi bir usul ihlalidir. Bu nedenle Yargıtay, yeminin usulüne uygun olarak yaptırılmamasını veya tutanağa geçirilmemesini mutlak bir bozma sebebi olarak kabul etmektedir.