Bir kişinin, eşinin kendisini aldattığını ispatlamak amacıyla, eşinin üçüncü bir kişiyle olan WhatsApp yazışmalarını ele geçirip boşanma davası dosyasına sunması eylemi, TCK m.136'da düzenlenen 'kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçunu oluşturur mu? Yargıtay'ın bu konudaki içtihadını, 'hukuka uygunluk nedeni' ve 'hakkın kullanılması' kavramları çerçevesinde analiz ediniz.
Bu konu tartışmalı olmakla birlikte, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin yerleşik içtihatları (örn. 14.04.2021 tarih, 2020/974 E. sayılı karar), bu tür eylemlerin belirli koşullar altında TCK m.136'daki suçu oluşturmayacağı yönündedir. Yargıtay, sanığın eylemini bir 'hukuka uygunluk nedeni' kapsamında değerlendirmektedir. Temel argüman şudur: Sanık, kendisine ve aile birliğine yönelen, onurunu zedeleyen haksız bir saldırı (sadakatsizlik) karşısında, bu durumu mahkemede 'başka türlü ispatlama imkanı olmayan' bir delili, yani aldatma içerikli yazışmaları, kaybolmasını önlemek ve meşru bir hakkı (boşanma davasında iddialarını ispatlama hakkı) kullanmak amacıyla elde etmiştir. Bu durumda, sanığın eylemi, TCK m.26/1'de düzenlenen 'hakkın kullanılması' hukuka uygunluk nedeni kapsamında kalmaktadır. Yargıtay, sanığın 'hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığını' ve amacının delil elde ederek yasal bir zeminde hakkını aramak olduğunu kabul etmektedir. Ancak bu içtihadın uygulanabilmesi için katı şartlar vardır: 1) Elde edilen verilerin sadece dava ile sınırlı olarak kullanılması, üçüncü kişilerle paylaşılmaması veya ifşa edilmemesi. 2) İddiaların başka türlü ispatının mümkün olmaması. 3) Eylemin, meşru savunma veya hakkın kullanılması sınırları içinde, ölçülü bir şekilde yapılması. Bu şartlar yoksa, eylem TCK m.136 kapsamında suç teşkil edecektir.