5271 sayılı CMK'nın 201. maddesinde yer alan 'vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat' ibaresi, doğrudan soru yöneltme hakkı açısından nasıl bir yoruma tabi tutulmalıdır? Hakkında katılma kararı verilmemiş bir 'müşteki vekilinin' bu haktan yararlanıp yararlanamayacağını, kanunun lafzı, sistematiği ve amacı çerçevesinde, metinde sunulan argümanlarla tartışınız.
CMK m.201, Cumhuriyet savcısı, müdafi veya 'vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukatın' doğrudan soru yöneltebileceğini düzenler. Buradaki tartışma, 'vekil' ibaresinin sadece 'katılan vekili'ni mi, yoksa hakkında henüz katılma kararı verilmemiş 'müşteki vekili'ni de mi kapsadığıdır. Metindeki argümanlara göre, bu hakkın sadece katılan vekiline özgülenmesi doğru değildir. Zira: 1) **Lafzi Yorum:** Kanun koyucu 'katılan vekili' değil, daha genel bir ifade olan 'vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat' ibaresini kullanmıştır. 2) **Sistematik Yorum:** Kanun koyucu, bir hakkı 'katılan' sıfatına bağlamak istediğinde bunu açıkça belirtmiştir. Örneğin, CMK m.24 (hakimin reddi) ve m.216'da (delillerin tartışılması) 'katılana veya vekiline' denilerek katılan sıfatı şart koşulmuştur. CMK m.201'de ise böyle bir sınırlama yoktur. 3) **Amaçsal Yorum:** Doğrudan soru sorma hakkının temel amacı, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamaktır. Bu amaca, iddia makamının bir parçası olan ve duruşmada hazır bulunan müşteki vekilinin de hizmet etmesi doğaldır. Müşteki vekili de bir hukukçu olarak muhakemeyi uzatacak veya tehlikeye düşürecek sorular sormayacağı varsayımıyla hareket edilir. Dolayısıyla, katılan sıfatı kazanmamış olsa dahi, duruşmaya vekil olarak katılan bir avukatın (müşteki vekilinin) CMK m.201 uyarınca doğrudan soru sorma hakkına sahip olması gerektiği savunulabilir. Bu yorum, hem hak arama hürriyetine (Anayasa m.36) hem de ceza muhakemesinin amacına daha uygun düşmektedir.