Yabancı bir mahkeme tarafından Türk vatandaşı hakkında verilen vesayet kararının Türkiye'de tanınması talebi, vesayet konusunun 'Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine' girdiği gerekçesiyle reddedilebilir mi? MÖHUK m.10 ve m.54/b hükümleri ile Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 20.03.2014 tarihli kararındaki argümanları kullanarak bu sorunu analiz ediniz.
Hayır, reddedilmemelidir. MÖHUK m.54/b, bir yabancı kararın tanınması/tenfizi için 'ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması' şartını arar. Münhasır yetki, bir davanın sadece Türk mahkemelerinde görülmesini gerektiren, devletin egemenlik hakkıyla yakından ilgili, kamu düzenine ilişkin kurallardır. TMK m.411'deki 'Vesâyet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesâyet dairelerine aittir' hükmü, iç hukuk bakımından kesin yetki kuralı olsa da, milletlerarası hukuk anlamında bir münhasır yetki kuralı olarak yorumlanmamalıdır. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 20.03.2014 tarihli kararında da detaylıca açıklandığı gibi, vesayetin amacı kişiyi ve malvarlığını korumaktır ve bu, devletin egemenlik hakkıyla doğrudan ilgili değildir. Aksine, MÖHUK m.10/1, vesayet veya kısıtlılık kararı verilmesi sebeplerinin, ilgilinin 'millî hukukuna' tabi olduğunu belirtir. Bu, Türk hukukunun yabancı mahkemelerce de uygulanabileceğini ve bu konuda verilen kararların tanınabileceğini ima eder. Yabancı bir ülkede yaşayan bir Türk vatandaşını, oradaki mahkemenin verdiği ve kendi menfaatine olan bir vesayet kararının tanınmasını reddederek Türkiye'de yeniden dava açmaya zorlamak, hem MÖHUK'un amacına hem de AİHS m.6'daki adil yargılanma hakkına aykırı olur. Dolayısıyla, vesayet kararının verilmesi münhasır yetki kapsamında değildir ve bu gerekçeyle tanıma talebi reddedilemez. Ancak MÖHUK m.10/3 uyarınca vesayetin yönetimi (vasinin görevleri, denetimi vb.) Türk hukukuna tabidir ve bu tür kararlar idari nitelikte olduğundan tanımaya konu olmaz.