5237 sayılı TCK'nın 162. maddesinde düzenlenen 'taksirli iflas' suçu, bir 'tehlike suçu' mudur yoksa bir 'zarar suçu' mudur? Bu suçun oluşabilmesi için, tacirin basiretsiz davranışları sonucunda alacaklıların 'fiilen' bir zarara uğramış olması şart mıdır? Suçun tamamlanma anını hukuken tartışınız.
Taksirli iflas suçu (TCK m. 162), niteliği itibarıyla bir 'soyut tehlike suçu'dur. Bu suç bir 'zarar suçu' değildir. Bu şu anlama gelir: Suçun oluşabilmesi için, tacirin basiretsiz eylemleri sonucunda alacaklıların 'fiilen' bir zarara uğramış olması, yani alacaklarını tahsil edememiş olmaları şart değildir. Suçun unsurları şunlardır: 1. Failin Tacir Olması: Suçun faili iflasa tabi bir kişi olmalıdır. 2. Taksirli Davranış: Failin, kanunda sayılan basiretsiz ve özensiz davranışlardan (aşırı harcama yapma, kumar oynama vb.) birini işlemiş olması gerekir. 3. İflas Kararı: Bu davranışlar sonucunda, tacir hakkında kesinleşmiş bir iflas kararı verilmiş olmalıdır. İflas kararı, tıpkı hileli iflasta olduğu gibi, bir 'objektif cezalandırılabilme şartı'dır. Suçun Tamamlanma Anı ve Zarar Unsuru: Suç, tacirin taksirli eylemleri ile iflas kararı arasındaki 'nedensellik bağı'nın kurulması ve iflas kararının 'kesinleşmesiyle' tamamlanır. Kanun, alacaklıların alacaklarını alıp alamayacağı sonucunu beklemez. Kanun koyucunun cezalandırdığı şey, alacaklıların fiilen zarara uğraması değil, tacirin bir ticari işletmeyi yöneten kişiden beklenen asgari dikkat ve özeni göstermeyerek, alacaklıların haklarını 'tehlikeye atması'dır. İflasın kendisi, alacaklıların alacaklarını tam olarak tahsil etme imkanını ortadan kaldıran veya zora sokan bir 'tehlike' durumunu ifade eder. Tacirin basiretsiz eylemleriyle bu tehlikeli duruma (iflasa) yol açması, suçun oluşumu için yeterlidir. İflas tasfiyesi sonucunda, şans eseri veya başka nedenlerle alacaklıların tüm alacaklarını tahsil etmiş olmaları dahi, daha önce tamamlanmış olan taksirli iflas suçunu ortadan kaldırmaz. Çünkü kanunun koruduğu hukuki değer, alacaklıların malvarlığı kadar, ticari hayattaki 'güven' ve 'dürüstlük'tür. Tacirin basiretsiz eylemleri, bu güveni sarsarak soyut bir tehlike yaratmıştır ve bu tehlikenin kendisi cezalandırılmaktadır.