6100 sayılı HMK'nın 359. maddesinin 2. fıkrası, 'Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir' demektedir. Bu kuralın amacı nedir ve bu kurala aykırı bir şekilde, hüküm fıkrasının gerekçeyle karıştırılarak veya muğlak ifadelerle yazılmasının, 'infazda tereddüt' yaratma açısından sonuçları nelerdir?
HMK m. 359/2'de (ve ilk derece mahkemeleri için m. 297/2'de) düzenlenen bu kuralın temel amacı, mahkeme kararının en önemli ve icrai nitelikteki bölümü olan 'hüküm fıkrası'nın (sonuç kısmının) mutlak bir açıklık, netlik ve kesinlik taşımasını sağlamaktır. Bu kuralın üç temel hedefi vardır: 1. Hukuki Güvenlik ve Belirlilik: Taraflar, davayı kazanıp kazanamadıklarını, hangi hakları elde ettiklerini ve hangi borçlar altına girdiklerini, hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde, sadece hüküm fıkrasını okuyarak anlayabilmelidir. 2. İnfaz Kabiliyeti: Mahkeme kararları, yerine getirilmek (infaz edilmek) için verilir. İcra daireleri veya diğer kamu kurumları, bir kararı infaz ederken, kararın gerekçesini değil, sadece hüküm fıkrasını esas alırlar. Bu nedenle hüküm fıkrası, kendi içinde yeterli, açık ve neyin, ne kadar, kime, nasıl verileceğini net bir şekilde belirtmelidir. 3. Kanun Yolu Denetiminin Kolaylığı: Üst mahkemeler (BAM ve Yargıtay), bir kararı denetlerken, mahkemenin hangi talebe ne karar verdiğini açıkça görebilmelidir. Bu kurala aykırı olarak hüküm fıkrasının gerekçeyle karıştırılması veya muğlak ifadelerle yazılması, 'infazda tereddüt' yaratır ve bu, Yargıtay tarafından mutlak bir bozma nedeni olarak kabul edilir. İnfazda tereddüt yaratan durumların sonuçları şunlardır: * Kararın Uygulanamaması: Örneğin, 'davacının talebinin kısmen kabulüne' gibi bir ifade, hangi talebin ne kadarının kabul edildiğini belirtmediği için infaz edilemez. 'Bilirkişi raporuna göre tazminatın ödenmesine' şeklindeki bir ifade de, raporun hangi kısmına göre ne kadar tazminat ödeneceğini belirtmediği için muğlaktır ve infazda tereddüt yaratır. Hüküm fıkrasında net bir rakam veya edim belirtilmelidir. * Yeni Davaların Doğması: İnfaz edilemeyen veya ne anlama geldiği anlaşılamayan bir hüküm, taraflar arasında yeni uyuşmazlıklara ve davalara (tavzih-yorum davası, eda davası vb.) yol açar. Bu da usul ekonomisine ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'makul sürede yargılanma' ilkesine aykırıdır. * Yargı Kararlarına Güvenin Sarsılması: Açık ve net olmayan, infaz edilemeyen mahkeme kararları, kişilerin yargıya ve adalete olan güvenini temelden sarsar. Bu nedenle, hüküm fıkrasının netliği, sadece bir usul kuralı değil, hukuk devletinin işleyişi için hayati bir unsurdur.