5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca yapılan 'kanun yararına bozma' talebi üzerine, Yargıtay'ın bir kararı bozması, o kararın lehe veya aleyhe sonuç doğurup doğurmayacağı açısından ne gibi bir etkiye sahiptir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2017/13438 sayılı kararında, KYOK'a yapılan itirazın reddi kararının kanun yararına bozulmasının, şüpheliler hakkında mutlaka dava açılacağı anlamına gelip gelmediğini tartışınız.
'Kanun yararına bozma', olağanüstü bir kanun yoludur ve temel amacı, hukuka aykırı olan ancak olağan kanun yollarından (istinaf/temyiz) geçerek veya bu yollara başvurulmayarak kesinleşmiş olan hakim veya mahkeme kararlarındaki 'hukuki hatayı' gidermek ve 'içtihat birliğini' sağlamaktır. CMK m. 309/4 uyarınca, kanun yararına bozmanın sonuçları, bozma nedeninin niteliğine göre değişir: * Sanık Aleyhine Sonuç Doğurmayan Bozma: Eğer bozma, sanığın cezasını artıracak veya ona daha ağır bir müeyyide uygulanmasını gerektirecek bir nedene dayanmıyorsa (örneğin, beraat etmesi gerekirken mahkumiyet verilmesi gibi), bozma sanık lehinedir ve hukuki sonuçları sanığa yansır. Gerekirse yeniden yargılama yapılır. * Sanık Aleyhine Sonuç Doğuran Bozma: Eğer bozma, sanık aleyhine bir duruma yol açıyorsa (örneğin, daha ağır bir suçtan ceza verilmesi gerekirken hafif suçtan verilmesi), bu bozma kararı, sanığın cezasını ağırlaştıramaz ve yeniden yargılama yapılamaz. Bu durumda Yargıtay'ın bozma kararı, sadece 'emsal karar' niteliği taşır ve gelecekteki benzer davalar için yol gösterici olur. Yargıtay 4. CD, 2017/13438 Sayılı Kararın Değerlendirmesi: Bu kararda Yargıtay, suçun Türkiye'de işlenmiş sayılması gerektiği halde, 'yurtdışında işlendiği' gibi hatalı bir gerekçeyle verilen KYOK ve bu karara yapılan itirazın reddi kararını hukuka aykırı bularak kanun yararına bozmuştur. Bu bozma, şüpheliler hakkında 'mutlaka dava açılacağı' anlamına gelmez. Bu bozmanın anlamı şudur: 'Hukuki hata giderilmiştir, soruşturma dosyası yeniden açılmalı ve soruşturmaya devam edilmelidir.' Cumhuriyet savcısı, dosyayı yeniden ele alacak ve Yargıtay'ın işaret ettiği doğrultuda (suçun Türkiye'de işlendiğini kabul ederek) soruşturma işlemlerine (tanık dinleme, IP adresi araştırması vb.) devam edecektir. Bu soruşturmanın sonucunda, eğer şüphelilerin suçu işlediğine dair 'yeterli şüphe' oluşursa, savcı iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Ancak, yapılacak ek soruşturmaya rağmen yeterli delil elde edilemezse, savcı bu kez 'delil yetersizliğinden' dolayı yeniden kovuşturmaya yer olmadığına karar verebilir. Dolayısıyla, kanun yararına bozma kararı, soruşturmanın devam etmesini sağlar, ancak davanın sonucunu (mahkumiyet veya beraat) veya dava açılıp açılmayacağını önceden belirlemez. Sadece yapılan hukuki hatayı düzeltir ve sürecin doğru bir şekilde işlemesinin önünü açar.