Sanığın, Sosyal Güvenlik Kurumu'ndan (SGK) haksız yere ölüm aylığı alabilmek için eşiyle anlaşmalı olarak boşanması, ancak fiilen birlikte yaşamaya devam etmesi eylemi, TCK m. 158/1-d ('kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık') suçunu oluşturur mu? Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2020/116 sayılı kararında bu tür bir eylemden beraat kararı verilmesinin olası hukuki gerekçeleri neler olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122869

Bu eylemin TCK m. 158/1-d kapsamındaki nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağı, suçun 'hile' unsurunun niteliğine bağlıdır. Her ne kadar bu eylem ilk bakışta kamu kurumunu aldatarak haksız menfaat temin etme gibi görünse de, Yargıtay'ın bu ve benzeri olaylarda beraat kararı vermesinin altında yatan temel hukuki gerekçeler şunlardır: 1. **Hile Unsurunun Yetersizliği:** Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için kullanılan hilenin, mağduru (burada SGK) denetim yapmaktan alıkoyacak, kandırabilecek nitelikte, ustaca ve yoğun olması gerekir. SGK gibi kurumların, ölüm aylığı bağladığı kişilerin medeni durumlarını ve fiili birliktelik yaşayıp yaşamadıklarını periyodik olarak denetleme yükümlülüğü ve imkanı vardır. Tarafların sadece mahkemeden bir boşanma kararı alıp sunmaları, SGK'nın bu denetim yükümlülüğünü ortadan kaldıran, aldatma kabiliyeti yüksek bir hile olarak kabul edilmeyebilir. Yargıtay, kurumun kendi denetim mekanizmalarını işletmeyerek veya yetersiz işleterek yaptığı ödemelerden dolayı, failin eylemini aldatıcılık kabiliyeti yüksek bir hile olarak görmeme eğilimindedir. 2. **İdari Bir Hile ve Yaptırım:** Bu durum, ceza hukuku anlamında bir dolandırıcılıktan ziyade, Sosyal Güvenlik Hukuku'nu ilgilendiren 'idari bir hile' olarak görülebilir. Nitekim 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, bu tür durumlar için özel düzenlemeler içermektedir. Kanun, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı tespit edilenlerin aylıklarının kesileceğini ve yersiz ödenen tutarların faiziyle birlikte geri alınacağını hükme bağlamıştır (5510 s. Kanun m. 56, m. 96). Kanun koyucunun bu fiil için özel bir idari ve mali yaptırım (aylığın kesilmesi ve paranın geri alınması) öngörmüş olması, bu eylemin ayrıca ceza hukukuyla cezalandırılmasının 'son çare (ultima ratio)' ilkesine aykırı olacağı şeklinde yorumlanabilir. 3. **Kamu Kurumunun Araç Olarak Kullanılmaması:** Olayda fail, SGK'nın bir belgesini veya maddi varlığını kullanarak hile yapmamaktadır. Sadece hukuki bir durumu (boşanmış olma) gerçeğe aykırı bir şekilde (fiilen birlikte yaşayarak) sürdürmektedir. Dolayısıyla TCK m. 158/1-d'nin aradığı 'kamu kurumunun maddi varlığının araç olarak kullanılması' unsuru da tam olarak gerçekleşmemiş sayılabilir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2020/116 sayılı kararında beraat hükmünün onanması, muhtemelen bu gerekçelere, yani hilenin aldatıcılık kabiliyetinin yetersiz görülmesi ve fiilin ceza hukuku yerine idare hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiği düşüncesine dayanmaktadır.