5237 sayılı TCK'nın 13. maddesinin 3. fıkrası, yurtdışında işlenen uyuşturucu madde suçlarından dolayı Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için 'yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması' şartını aramaktadır. Bu kuralın, TCK m. 10'da düzenlenen görev suçlarındaki 'ne bis in idem' yasağına getirilen istisnadan farkı nedir? Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/4830 sayılı kararında, KKTC'de uyuşturucu ticareti yapmaktan ceza alan sanık hakkında Türkiye'de yeniden dava açılması üzerine mahkemenin ne karar vermesi gerektiği belirtilmiştir?
TCK m. 13/3 (uyuşturucu suçları) ve TCK m. 10 (görev suçları) arasındaki fark, 'ne bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılamama) ilkesine yaklaşımlarında yatmaktadır. * **TCK m. 13/3 (Uyuşturucu Suçları):** Bu madde, uyuşturucu suçları gibi evrensel yetki ilkesi kapsamında kabul edilen suçlar için dahi 'ne bis in idem' ilkesini 'kural olarak' benimsemiştir. Yani, eğer fail, yurtdışında işlediği uyuşturucu suçundan dolayı o ülkede yargılanıp bir hüküm (mahkumiyet veya beraat) almışsa, Türkiye'de aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz. 'Yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması', Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için bir 'kovuşturma şartı'dır. Bu, uluslararası ceza adaletinde çifte yargılamayı önlemeye yönelik genel bir prensiptir. * **TCK m. 10 (Görev Suçları):** Bu madde ise, 'ne bis in idem' ilkesine açık bir 'istisna' getirir. Yabancı ülkede Türkiye adına görev yapan bir memur, işlediği suçtan dolayı o ülkede mahkum edilmiş olsa bile, Türkiye'de 'yeniden yargılanır'. Buradaki amaç, devletin kendi egemenliğini, itibarını ve kamu görevlileri üzerindeki denetim yetkisini korumaktır. Devlet, kendi görevlisinin işlediği suçun hesabını, yabancı bir mahkemenin kararına bağlı kalmaksızın, kendi mahkemelerinde sormak istemektedir. Bu, 'koruma' ve 'şahsilik' ilkelerinin 'ne bis in idem' ilkesine üstün tutulduğu özel bir durumdur. Yargıtay 20. Ceza Dairesi'nin 2017/4830 sayılı kararında, sanığın KKTC'de uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkum olduğu ve hükmün kesinleştiği tespit edilmiştir. Bu durumda, TCK m. 13/3'te aranan 'yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması' şeklindeki kovuşturma şartı gerçekleşmemiştir. Bu nedenle Yargıtay, mahkemenin sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurmasının hatalı olduğunu, yapması gerekenin CMK m. 223/7 uyarınca 'davanın reddine' karar vermek olduğunu belirtmiştir. Bu karar, uyuşturucu suçlarında 'ne bis in idem' ilkesinin geçerli olduğunu ve çifte yargılama yasağını net bir şekilde ortaya koymaktadır.