Bir ceza davasında, sanığa hem hapis cezası hem de adli para cezası verilmesi durumunda, TCK m. 62 uyarınca takdiri indirim uygulanırken, bu indirimin sadece hapis cezasına uygulanıp adli para cezasına uygulanmaması mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 'cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesinin bütünlüğü açısından değerlendiriniz.
Hayır, bu mümkün değildir ve Yargıtay tarafından istikrarlı bir şekilde bozma nedeni olarak kabul edilmektedir. TCK m. 62'de düzenlenen takdiri indirim, failin kişiliğine ve yargılama sürecindeki tutumuna bağlı sübjektif bir değerlendirmenin sonucudur. Bu değerlendirme, faile verilen 'cezanın' bütününe yöneliktir, cezanın türlerine göre ayrıştırılamaz. Eğer mahkeme, sanığın 'failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları' gibi nedenlerle takdiri indirimi hak ettiğine kanaat getirmişse, bu olumlu kanaat hem hapis cezası hem de adli para cezası için geçerli olmalıdır. Aynı gerekçelere dayanarak, sanığın hapis cezası için 'iyi halli' olduğuna, ancak adli para cezası için 'iyi halli olmadığına' karar vermek, kendi içinde açık bir çelişki yaratır. 'Cezanın bireyselleştirilmesi' ilkesi, cezanın bir bütün olarak faile özgülenmesini gerektirir. Takdiri indirim, bu bireyselleştirmenin son adımıdır. Mahkeme, takdiri indirimi uygulama kararı aldığında, bu indirimi, sanığa verilen tüm cezalara (ağırlaştırılmış müebbet, müebbet, süreli hapis, adli para cezası) kanunda belirtilen oranlarda yansıtmak zorundadır. Sadece hapis cezasından indirim yapıp, adli para cezasını indirimsiz bırakmak, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesinin bütünlüğünü bozar ve keyfi bir uygulamaya yol açar. Bu nedenle Yargıtay, bu tür kararları 'çelişki' ve 'kanuna aykırılık' nedeniyle bozmaktadır.