5271 sayılı CMK m. 311/1-f, AİHM'in kesinleşmiş bir kararıyla mahkumiyetin Sözleşme'nin ihlali suretiyle verildiğinin ve kararın veya hükmün bu aykırılığa dayandığının tespit edilmesi halinde yargılamanın yenilenmesini bir sebep olarak saymaktadır. 6216 sayılı Kanun m. 50/2 ise AYM'nin ihlal tespiti halinde yeniden yargılamayı zorunlu kılarken, 'hükmün bu aykırılığa dayandığı' gibi ek bir şart aramamaktadır. Bu iki düzenleme arasındaki farkın, AYM kararlarının iç hukuktaki icra edilebilirliği üzerindeki etkisini karşılaştırınız.
Bu iki düzenleme arasındaki fark, Anayasa Mahkemesi kararlarının iç hukuktaki icra edilebilirliğini, AİHM kararlarına göre daha doğrudan ve güçlü kılmaktadır. * **AİHM Kararları ve CMK m. 311/1-f:** Bu madde, AİHM'in bir ihlal tespiti yapmasını, yargılamanın yenilenmesi için tek başına yeterli görmemektedir. Derece mahkemesinden, AİHM kararını inceleyerek iki ek değerlendirme yapmasını istemektedir: 1) İhlalin, Türkiye'deki mahkumiyet hükmüyle ilgili olduğunu tespit etmesi. 2) Daha da önemlisi, mahkumiyet hükmünün 'bu aykırılığa dayandığını', yani ihlal ile mahkumiyet arasında bir 'nedensellik (illiyet) bağı' bulunduğunu tespit etmesi. Bu, derece mahkemesine AİHM kararının etkisini yorumlama ve sınırlama konusunda bir takdir yetkisi vermektedir. Mahkeme, 'evet bir ihlal var ama bu ihlal mahkumiyetin sonucunu etkilemedi' diyerek yargılamanın yenilenmesi talebini reddedebilir. * **AYM Kararları ve 6216 s. Kanun m. 50/2:** Bu madde ise çok daha doğrudan bir mekanizma öngörür. AYM, 'tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir' demektedir. Burada, derece mahkemesine 'hükmün bu aykırılığa dayanıp dayanmadığını' ayrıca değerlendirme gibi bir takdir yetkisi tanınmamıştır. AYM'nin ihlal tespiti, bizatihi yeniden yargılama sebebidir ve derece mahkemesi için bağlayıcıdır. Mahkemenin görevi, ihlal ile hüküm arasında bir illiyet bağı aramak değil, AYM'nin işaret ettiği ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yargılamayı yenilemektir. **Etki Farkı:** Bu fark nedeniyle, AYM'nin ihlal kararları, iç hukukta AİHM kararlarına göre daha otomatik ve güçlü bir şekilde 'zorunlu yeniden yargılama' yolu açar. CMK m. 311/1-f'deki 'illiyet bağı' şartı, AİHM kararlarının uygulanmasını daha zor ve tartışmalı hale getirebilirken, 6216 sayılı Kanun m. 50/2'deki düzenleme, AYM kararlarının icra edilebilirliğini daha kesin ve tartışmasız kılmaktadır. Bu durum, AYM'nin iç hukukta bir 'üst denetim mercii' olarak konumunu pekiştirmektedir.