5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 4/1-b maddesi, 'Birden fazla devlet vatandaşlığına sahip olanlar hakkında, bunların aynı zamanda Türk vatandaşı olmaları halinde Türk Hukuku uygulanır' demektedir. Bu hükmün, çifte vatandaş olan bir kişinin yurtdışında işlediği bir suçtan dolayı yabancı bir devlet tarafından iadesi talep edildiğinde, iade talebinin akıbeti üzerindeki etkisini, 'vatandaşın iade edilmezliği' ilkesi açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122856

5718 sayılı MÖHUK m. 4/1-b'de yer alan bu hüküm, 'etkin vatandaşlık' veya 'sadakat' ilkesinin bir yansımasıdır. Bu kural, bir kişinin birden fazla vatandaşlığa sahip olması durumunda, Türk mahkemeleri ve makamları açısından hangi vatandaşlığın 'esas' alınacağını belirler. Kurala göre, eğer kişi aynı zamanda Türk vatandaşı ise, diğer vatandaşlıkları Türk hukuku açısından 'göz ardı edilir' ve kişi, münhasıran bir Türk vatandaşı gibi muamele görür. Bu prensip, 'vatandaşın iade edilmezliği' kuralı (Anayasa m. 38/son, 6706 s. Kanun m. 11) ile birleştiğinde, çifte vatandaş olan bir kişinin iadesi talepleri açısından kesin bir sonuç doğurur. Yurtdışında suç işleyen ve örneğin hem Türk hem de Alman vatandaşı olan bir kişinin, Almanya veya başka bir üçüncü devlet tarafından Türkiye'den iadesi talep edildiğinde, Türk makamları bu kişiyi 'Türk vatandaşı' olarak kabul etmek zorundadır. Kişinin aynı zamanda Alman vatandaşı olmasının bir önemi yoktur. Türk vatandaşı olarak kabul edildiği için de, hakkında Anayasa'nın 38. maddesindeki mutlak iade yasağı devreye girer. Sonuç olarak, MÖHUK m. 4/1-b, iade taleplerinde, çifte vatandaş olan bir kişinin Türk vatandaşlığının 'etkin' ve 'öncelikli' vatandaşlık olduğunu teyit eder. Bu da, bu kişilerin, tıpkı sadece Türk vatandaşı olan bir kişi gibi, 'vatandaşın iade edilmezliği' ilkesinden tam olarak yararlanacağı ve suç sebebiyle yabancı bir ülkeye iade edilemeyeceği anlamına gelir. İade talebi, kişinin Türk vatandaşı olduğu gerekçesiyle reddedilmek zorundadır.