5237 sayılı TCK'nın 18. maddesinin (mülga) 2. fıkrası ve 6706 sayılı Kanun m. 11/1-a, 'Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, iadesi talep edilen kişinin Türk vatandaşı olması halinde iade talebi kabul edilemez' hükmünü içermektedir. Türkiye'nin, Uluslararası Ceza Divanı'nı (UCD) kuran Roma Statüsü'ne henüz taraf olmamasının, bu istisnanın uygulanabilirliği üzerindeki etkisi nedir? Mevcut durumda Türkiye, UCD tarafından aranan bir Türk vatandaşını iade etmekle yükümlü müdür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122855

Anayasa m. 38, mülga TCK m. 18 ve yürürlükteki 6706 sayılı Kanun m. 11'de yer alan 'Uluslararası Ceza Divanına (UCD) taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç' şeklindeki istisna, Türkiye'nin gelecekte Roma Statüsü'ne taraf olması ihtimaline karşı Anayasa ve kanunlarda öngörülmüş 'potansiyel' bir hükümdür. Bu istisnanın mevcut durumda herhangi bir uygulanabilirliği yoktur. Bunun temel nedeni, Türkiye Cumhuriyeti'nin, UCD'yi kuran 1998 tarihli Roma Statüsü'ne imza atmamış ve taraf olmamış olmasıdır. UCD'nin yargı yetkisi ve üye devletlerin işbirliği yükümlülükleri (faili teslim etme dahil), sadece bu Statü'ye taraf olan devletler için bağlayıcıdır. Bir devlet, Roma Statüsü'ne taraf olmadan, UCD'nin yargı yetkisini tanımaz ve UCD ile işbirliği yapma (dolayısıyla faili teslim etme/iade etme) yükümlülüğü altına girmez. Dolayısıyla, Türkiye'nin Roma Statüsü'ne taraf olmaması, Anayasa ve kanunlardaki bu istisnanın 'fiilen askıda' olduğu anlamına gelir. Mevcut durumda, UCD tarafından hakkında yakalama kararı çıkarılan bir Türk vatandaşı, Türkiye'de bulunduğu takdirde, Türkiye'nin bu kişiyi UCD'ye teslim etme veya iade etme yönünde herhangi bir uluslararası hukuki yükümlülüğü yoktur. Anayasa'nın 38. maddesindeki ana kural, yani 'vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez' kuralı, UCD talepleri için de mutlak olarak geçerlidir. Bu durum, ancak Türkiye'nin gelecekte Roma Statüsü'ne taraf olması halinde değişebilir. O zaman, Statü'nün yargı yetkisine giren suçları (soykırım, insanlığa karşı suçlar, savaş suçları) işlediği iddia edilen bir Türk vatandaşı, anayasal istisna gereği UCD'ye teslim edilebilecektir.