6100 sayılı HMK'nın 315. maddesi uyarınca, mahkeme dışı yapılan bir sulh sözleşmesinin (örneğin bir sendika ile bakanlık arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi) görülmekte olan bir davayı sona erdirebilmesi için, davacı tarafın bu sulhe açıkça rıza göstermesi şart mıdır? Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/19624 sayılı kararında, davacı vekilinin 'sendikanın yaptığı toplu iş sözleşmesi davacıyı bağlamaz' beyanı karşısında, mahkemenin 'sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına' karar vermesi neden hukuka aykırı bulunmuştur?
Evet, mahkeme dışı yapılan bir sulh sözleşmesinin görülmekte olan bir davayı sona erdirebilmesi için, davanın taraflarının (veya usulüne uygun yetkilendirilmiş vekillerinin) bu sulhe 'açıkça rıza göstermesi' ve bu iradelerini mahkeme huzurunda birleştirmeleri şarttır. Sulh, tarafların uyuşmazlığı sona erdirme yönündeki karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarına dayanan bir 'sözleşme'dir. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2014/19624 sayılı kararında, mahkemenin 'sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına' karar vermesi, tam da bu nedenle hukuka aykırı bulunmuştur. Olayda, davacının üyesi olduğu sendika ile davalı bakanlık arasında, davacının durumunu da kapsayan bir toplu iş sözleşmesi (TİS) imzalanmıştır. Bu TİS, 'mahkeme dışı' bir anlaşmadır. Mahkeme, bu TİS'in bir sulh sözleşmesi niteliğinde olduğunu ve davayı sona erdirdiğini kabul etmiştir. Ancak, duruşmada davacı vekili, bu TİS'in kendilerini bağlamadığını ve yargılamaya devam edilmesini istediğini açıkça beyan etmiştir. Mahkemenin kararı şu nedenlerle hukuka aykırıdır: 1. **Taraf İradesinin Yokluğu:** Davacı, mahkeme huzurunda, sendikanın yaptığı bu harici anlaşmayı kendi davası açısından bir 'sulh' olarak kabul etmediğini beyan etmiştir. Davanın taraflarından birinin rızası olmadan, mahkemenin tek taraflı olarak 'siz sulh oldunuz' diyerek davayı bitirmesi mümkün değildir. Sendikanın imzaladığı TİS, davacı için bağlayıcı bir 'mahkeme içi sulh' iradesi yerine geçmez. 2. **Mahkeme İçi Sulhe Dönüşmeme:** Mahkeme dışı bir sulh anlaşmasının, HMK m. 315 anlamında davayı sona erdiren bir 'mahkeme içi sulh' haline gelebilmesi için, tarafların bu anlaşmayı mahkemeye ibraz edip, mahkeme tutanağına 'bu anlaşma uyarınca sulh oluyoruz' şeklinde beyanda bulunmaları ve bu tutanağı imzalamaları gerekir. Somut olayda bu usuli işlem gerçekleşmemiş, aksine davacı taraf bu anlaşmayı reddetmiştir. Bu nedenle, ortada HMK anlamında geçerli bir sulh bulunmadığından, mahkemenin işin esasına girerek davayı karara bağlaması gerekirken, 'sulh nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı bulunarak Yargıtay tarafından bozulmuştur.