5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca 'Mavi Kart' sahibi olan, yani izinle Türk vatandaşlığından çıkmış kişilerin hukuki statüsü, iade hukuku açısından nasıl bir anayasal tartışma yaratmaktadır? Bu kişilerin Anayasa m. 38/son'da yer alan 'vatandaşın iade edilmezliği' güvencesinden yararlanıp yararlanamayacağını, 'hukuki statüde eşitlik' ve 'kazanılmış haklara saygı' ilkeleri çerçevesinde analiz ediniz.
Mavi Kart sahibi kişilerin iade hukuku karşısındaki durumu, 'vatandaşlık' kavramının lafzi yorumu ile kanunun tanıdığı hakların ruhu arasındaki bir gerilimi yansıtan anayasal bir tartışma yaratmaktadır. * **Lafzi Yorum ve Karşı Argüman:** Anayasa m. 38/son, açıkça 'vatandaş' ifadesini kullanmaktadır. Mavi Kart sahipleri, hukuken Türk vatandaşı değildir. Bu dar ve lafzi yoruma göre, bu kişiler Anayasa m. 38/son'daki mutlak iade yasağından yararlanamazlar. Çünkü anayasal güvence, vatandaşlık bağına sıkı sıkıya bağlanmıştır. * **Amaçsal Yorum ve Lehe Argüman ('Hukuki Statüde Eşitlik' ve 'Kazanılmış Haklara Saygı'):** Ancak, 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi, bu kişilerin 'Türk vatandaşlarına tanınan haklardan, istisnalar saklı kalmak üzere, aynen yararlanmaya devam edeceklerini' hükme bağlamıştır. Bu, kanun koyucunun bu kişilere, vatandaş olmasalar da, vatandaşlara çok yakın, 'imtiyazlı bir hukuki statü' tanıdığını göstermektedir. Bu çerçevede, 'vatandaşın iade edilmezliği' kuralı, sadece bir vatandaşlık sıfatı değil, aynı zamanda devlete sığınma ve kendi devleti tarafından yargılanma hakkını da içeren temel bir 'insan hakkı' güvencesi olarak yorumlanabilir. Bu durumda, Mavi Kart sahiplerinin, 5901 sayılı Kanun'un kendilerine tanıdığı 'haklarda eşitlik' prensibi gereğince bu temel güvenceden de yararlanmaları gerektiği güçlü bir şekilde savunulabilir. İzinle vatandaşlıktan çıkarken, bu kişilerin mevcut haklarının korunacağı yönünde bir 'kazanılmış hak' veya en azından 'meşru beklenti' oluştuğu da ileri sürülebilir. Devletin, kendi izniyle vatandaşlıktan çıkardığı ve hala pek çok konuda vatandaşı gibi muamele ettiği bir kişiyi, yabancı bir devlete teslim etmesi, bu özel hukuki statünün ruhuna ve hakkaniyete aykırı olabilir. **Sonuç:** Konu kanunda açıkça düzenlenmemiş olup yoruma açıktır. Ancak, 5901 sayılı Kanun'un amacı ve tanıdığı geniş haklar dikkate alındığında, Mavi Kart sahiplerinin de 'vatandaşın iade edilmezliği' güvencesinden yararlanması gerektiği yönündeki yorum, insan hakları ve hukuki statüde eşitlik ilkelerine daha uygun görünmektedir.