5237 sayılı TCK'nın 12. maddesi uyarınca, yabancı bir failin yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşına veya Türk tüzel kişisine karşı suç işlemesi durumunda Türkiye'de yargılanabilmesi için aranan 'failin Türkiye'de bulunması' ve 'yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması' şartları birer 'kovuşturma şartı'dır. Bu şartların yokluğunda Cumhuriyet Başsavcılığı'nın vermesi gereken karar ne olmalıdır? Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/8503 sayılı kararında, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın reddedilmesi neden hukuka aykırı bulunmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122846

TCK m. 12'de sayılan 'failin Türkiye'de bulunması' ve 'yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması' gibi şartlar, yargılamanın esasına girilebilmesi için mutlaka var olması gereken 'kovuşturma şartları'dır. Bu şartlar yoksa, soruşturma aşamasından kovuşturma aşamasına geçilemez. Bu şartların yokluğunda Cumhuriyet Başsavcılığı'nın vermesi gereken karar 'kovuşturmaya yer olmadığına dair karar'dır (KYOK). Çünkü yargılamanın devamı için kanunun aradığı objektif bir şart yerine getirilmemiştir. Örneğin, failin yurtdışında olduğu tespit edilmişse, savcılık 'failin Türkiye'de bulunması' şartı gerçekleşmediği için KYOK verir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2016/8503 sayılı kararında ise durum farklıdır. Olayda, Türkiye'de faaliyet gösteren bir Türk şirketine ait geminin mülkiyetinin yurtdışında hileli işlemlerle devredildiği iddia edilmektedir. Yani suçtan zarar gören, 'Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisi'dir. Bu durumda TCK m. 12/2'nin uygulanma potansiyeli vardır. Cumhuriyet Başsavcılığı, bir şekilde soruşturma yapıp KYOK vermiştir. Ancak itiraz mercii olan Sulh Ceza Hakimliği bu karara yapılan itirazı reddetmiştir. Yargıtay, bu ret kararını hukuka aykırı bulmuştur. Bunun nedeni şudur: Olayda, TCK m. 12/2'nin uygulanma şartları (Türk tüzel kişisinin zarar görmesi) mevcuttur. Diğer kovuşturma şartı olan 'failin Türkiye'de bulunması'nın gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ise ancak soruşturmanın devamıyla anlaşılabilecektir. Şüphelilerin Türkiye'ye giriş yapma ihtimali vardır. Savcılığın, 'fail henüz Türkiye'de değil' diyerek soruşturmayı hemen kapatması yerine, faillerin Türkiye'ye giriş yapıp yapmadığını takip etmesi, haklarında yakalama kararı gibi tedbirleri değerlendirmesi ve soruşturmayı açık tutması gerekirdi. Sulh Ceza Hakimliğinin de bu eksik soruşturmaya dayalı KYOK'u onaması, mağdurun hak arama yolunu haksız yere kapatmıştır. Yargıtay, bu nedenle itirazın kabul edilerek soruşturmanın devam ettirilmesi gerektiği sonucuna varmış ve ret kararını kanun yararına bozmuştur.