775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yıkıma tabi olacak bir yapının, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu uyarınca kamu idaresinden kiralanmış ve üzerine düzenli olarak ecrimisil ödenen bir Hazine arazisinde bulunması durumunda, bu yapının Anayasa Mahkemesi'nin 2024/58 sayılı kararı ışığında 'mülk' olarak kabul edilip edilemeyeceğini ve bu durumun yıkım işlemine karşı ne gibi anayasal güvenceler sağlayacağını tartışınız.
Evet, bu nitelikteki bir yapı, Anayasa Mahkemesi'nin 2024/58 sayılı kararı ve yerleşik içtihatları ışığında, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında bir 'mülk' olarak kabul edilir. Her ne kadar yapı, mülkiyeti devlete ait bir arazi üzerinde bulunsa ve hukuken 'izinsiz' bir yapı olsa da, AYM'nin mülkiyet hakkı yorumu, sadece tapuya dayalı mutlak mülkiyeti değil, aynı zamanda kişiye ekonomik bir değer ve menfaat sağlayan 'malvarlığı haklarını' da kapsamaktadır. Somut olayda, yapının 'mülk' olarak kabul edilmesinin temel dayanakları şunlardır: 1. **Meşru Beklenti:** Yapının bulunduğu arazinin, devletin bir kanunu (2886 sayılı Kanun) uyarınca bizzat kamu idaresi tarafından kişiye kiralanmış olması, kişide o yeri kullanma ve üzerindeki yapıdan yararlanma konusunda 'meşru bir beklenti' yaratır. 2. **Zımni Onay ve Hukuki İlişki:** İdarenin bu yerden düzenli olarak ecrimisil (haksız işgal tazminatı) veya kira bedeli tahsil etmesi, bu fiili durumu hukuken tanıdığını ve en azından bir borç ilişkisi düzeyinde bir hukuki bağ kurduğunu gösterir. Bu, idarenin zımni onayının açık bir göstergesidir. 3. **Ekonomik Değer:** Yapı, barınma veya ticari bir faaliyet için kullanılarak sahibine somut bir ekonomik menfaat sağlamaktadır. Bu ekonomik menfaat, Anayasa m. 35 kapsamında korunması gereken bir 'malvarlığı değeri'dir. Bu yapının 'mülk' olarak kabul edilmesi, yıkım işlemine karşı şu anayasal güvenceleri sağlar: - **Usuli Güvenceler:** Yıkım işlemi, AYM'nin 2024/58 sayılı kararı gereği, mutlaka tebliğ edilebilir ve dava konusu yapılabilir bir 'idari karar'a dayanmak zorundadır. Kişinin, bu karara karşı iptal davası açma ve yürütmenin durdurulmasını talep etme hakkı vardır. 'Derhal yıkım' gibi usuli güvenceleri ortadan kaldıran bir işlem yapılamaz. - **Esasa İlişkin Güvenceler:** Yıkım kararı, kamu yararı gibi meşru bir amaca dayanmalı ve 'ölçülülük' ilkesine uygun olmalıdır. İdarenin yıllarca kira/ecrimisil alarak izin verdiği bir kullanımı, ani bir kararla ve tazminatsız bir şekilde sona erdirmesi, ölçülülük ilkesinin ihlali olarak değerlendirilebilir. Kişinin, yıkım kararına karşı açacağı davada, idarenin bu eyleminin hukuka aykırılığını ve orantısızlığını ileri sürme hakkı doğar.