5237 sayılı TCK m. 216/3, 'halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama' suçunun oluşabilmesi için fiilin 'kamu barışını bozmaya elverişli olması' şartını aramaktadır. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2022/4198 E., 2024/120 K. sayılı kararında, İslam dinine yönelik hakaret içeren bir sosyal medya paylaşımının bu şartı sağladığına nasıl kanaat getirilmiştir? 'Kamu barışını bozmaya elverişlilik' unsurunun somut olayda nasıl tespit edildiğini açıklayınız.
'Kamu barışını bozmaya elverişlilik', bir tehlike suçunun objektif cezalandırılabilme koşuludur. Bu, eylemin sadece aşağılayıcı olmasının yetmediği, aynı zamanda toplumda bir gerginlik, infial veya çatışma potansiyeli yaratmaya 'elverişli' olması gerektiği anlamına gelir. Eylemin fiilen kamu barışını bozmuş olması gerekmez, bu potansiyeli taşıması yeterlidir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin ilgili kararında, sanığın İslam dininin kutsal kabul ettiği değerlere (Allah, dua, Kabe vb.) yönelik alaycı, küçümseyici ve aşağılayıcı ifadeler kullandığı bir sosyal medya paylaşımı söz konusudur. Mahkeme, bu ifadenin 'kamu barışını bozmaya elverişli' olduğu kanaatine varırken şu unsurları dikkate almıştır: 1. **Ülkenin Sosyolojik Yapısı:** Kararda, 'ülkemizin yapısı itibariyle İslam dinine mensup olan halk nazarında' ifadesi kullanılarak, eylemin etkisinin, o ifadenin yapıldığı toplumun sosyal ve kültürel gerçeklikleri içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Nüfusun büyük çoğunluğunun Müslüman olduğu bir toplumda, bu dinin temel değerlerine yönelik ağır aşağılamaların yaratacağı potansiyel tepkinin daha yüksek olacağı kabul edilmiştir. 2. **Paylaşıma Gelen Somut Tepkiler:** Kararda, 'paylaşıma karşı yapılan ihbarlar da dikkate alındığında' denilerek, eylemin soyut bir tehlike olmaktan çıkıp, somut bir tepkiye yol açtığına işaret edilmiştir. Yapılan ihbarlar, ifadenin en azından bir kesim tarafından ciddiye alındığını, rahatsızlık yarattığını ve bir 'karşı-reaksiyon' doğurduğunu göstermektedir. Bu somut tepkiler, eylemin kamu barışını bozmaya 'elverişli' olduğunun kanıtı olarak değerlendirilmiştir. 3. **Aşağılamanın Niteliği:** Kullanılan ifadelerin (örneğin 'bunak tanrı', 'yalvarma yakarış', 'Müslümanlığın tam kalbinden geldi' vb.) sadece bir eleştiri veya teolojik bir tartışma olmadığı, aksine alaycı, küçümseyici ve saygısız bir üslupla, dini değerlerin kutsallığını hedef alan, tahkir edici bir nitelik taşıdığı açıktır. Bu nitelik, ifadenin infial yaratma potansiyelini artırmaktadır. Bu unsurları bir arada değerlendiren Yargıtay, ifadenin sadece aşağılayıcı olmakla kalmayıp, aynı zamanda toplumda bir gerginlik ve huzursuzluk yaratma potansiyeli taşıdığı, dolayısıyla 'kamu barışını bozmaya elverişli' olduğu sonucuna varmış ve suçun oluştuğunu kabul etmiştir.