Bir hak ihlalinin temyiz merciinin (Yargıtay) bir işleminden kaynaklandığı durumlarda (örneğin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin sanığa tebliğ edilmemesi), Anayasa Mahkemesi'nin 'yeniden yargılama' kararını takiben dosyanın hangi mahkemeye gönderilmesi gerektiği tartışmalıdır. 6216 sayılı Kanun m. 50/2'deki 'ilgili mahkeme' ve CMK m. 318'deki 'hükmü veren mahkeme' ifadelerini, 'doğrudan doğruyalık' ve 'usul ekonomisi' ilkeleri açısından değerlendirerek, bu durumda en isabetli çözümün ne olacağını tartışınız.
Bu konu, kanuni düzenlemelerdeki farklı ifadeler nedeniyle uygulamada tereddüt yaratmaktadır. İki temel olasılık ve argümanları şunlardır: 1. **Dosyanın 'Hükmü Veren Mahkemeye' (Yerel Mahkeme) Gönderilmesi:** - **Dayanak:** CMK m. 318, yargılamanın yenilenmesi isteminin kural olarak 'hükmü veren mahkemeye' yapılacağını belirtir. Bu ifadeden kasıt, delillerle doğrudan temas eden ve esasa ilişkin hükmü kuran ilk derece mahkemesidir. - **Argüman:** Yargılamanın esası ve delillerle doğrudan temas (doğrudan doğruyalık ilkesi) ilk derece mahkemesinde gerçekleştiği için, yargılamanın yenilenmesi sürecinin de bu mahkemede yürütülmesi gerektiği savunulabilir. Yerel mahkeme, ihlali gidererek yeni bir değerlendirme yapar ve yeni bir hüküm kurar. - **Dezavantajı:** Hak ihlali bizzat temyiz merciinin bir işleminden kaynaklandığı için, dosyanın önce yerel mahkemeye, oradan da tekrar kanun yoluna (istinaf/temyiz) gitmesi süreci uzatır ve usul ekonomisine aykırı olabilir. 2. **Dosyanın 'İlgili Mahkemeye' (Temyiz Mercii) Gönderilmesi:** - **Dayanak:** 6216 sayılı Kanun m. 50/2, daha esnek bir ifade olan 'ilgili mahkeme' kavramını kullanır. Bu ifadenin, ihlalin' kaynağı olan mahkeme olarak yorumlanması mümkündür. - **Argüman:** Hak ihlali, Yargıtay'ın bir usuli hatasından (tebliğnameyi göndermeme gibi) kaynaklanıyorsa, bu ihlalin giderilmesi için en doğru ve hızlı yol, dosyanın doğrudan Yargıtay'a gönderilmesidir. Yargıtay, kendi usuli hatasını düzeltir (örneğin, tebliğnameyi sanığa gönderip savunmasını alır) ve temyiz incelemesini bu yeni duruma göre yeniden yapar. Bu, usul ekonomisi ilkesine çok daha uygundur. **En İsabetli Çözüm:** Her ne kadar CMK m. 318 genel kuralı belirtse de, 6216 sayılı Kanun'daki 'ilgili mahkeme' ifadesi daha özel ve amaca uygun bir yorumu mümkün kılmaktadır. İhlalin kaynağı temyiz mercii ise, dosyanın doğrudan o merciye gönderilmesi en isabetli çözümdür. Bu hem sorunu kaynağında çözerek adaletin daha hızlı tecellisini sağlar (usul ekonomisi) hem de yerel mahkemeyi, kendisinin sebep olmadığı bir ihlali gidermek gibi dolaylı bir işlemden kurtarır. Bu çözüm, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmada en etkin ve doğrudan yoldur.