Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesi, Bakanlık görüşüne başvurulabilmesi için 'başvurunun kabul edilebilirliğine yönelik karar verilmesi' şartını ararken, aynı maddenin devamında Mahkemenin 'Bakanlık cevabı beklenmeksizin başvurunun kabul edilebilirlik ve esası hakkında karar verebileceğini' düzenlemektedir. Bu iki fıkra arasındaki görünürdeki çelişkiyi, AYM'nin pratik uygulaması ve usul ekonomisi açısından yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122812

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesinin farklı fıkraları arasında ilk bakışta bir çelişki olduğu doğrudur. Madde 71/1, 'kabul edilebilirlik kararı verildikten sonra' Bakanlık görüşüne başvurulacağını söylerken; 71/3, Bakanlık görüşü beklenmeden hem 'kabul edilebilirlik' hem de 'esas' hakkında karar verilebileceğini belirtmektedir. Bu durum, 'Bakanlık görüşü alınacaksa, bu kabul edilebilirlik kararından önce mi sonra mı olmalıdır?' sorusunu doğurmaktadır. Bu görünürdeki çelişki, AYM'nin pratik uygulaması ve usul ekonomisi ilkeleri çerçevesinde şu şekilde yorumlanabilir: 1. **Kural (m. 71/1):** Ana kural, Mahkemenin başvuruyu öncelikle kabul edilebilirlik (başvuru yollarının tüketilmesi, süre, konu bakımından yetki vb.) açısından incelemesi, bu aşamayı geçen başvurular için Bakanlık görüşüne başvurmasıdır. Bu, Bakanlığı ve Mahkemeyi, esasa girmeyecek başvurularla gereksiz yere meşgul etmemeyi amaçlar. 2. **İstisna ve Pratik Uygulama (m. 71/3):** Ancak, bazı durumlarda kabul edilebilirlik ve esas incelemesi iç içe geçebilir. Özellikle, bir iddianın 'açıkça dayanaktan yoksun' olup olmadığı (bir kabul edilebilirlik kriteri), aynı zamanda davanın esasının incelenmesini gerektirebilir. Bu gibi durumlarda AYM, kabul edilebilirlik ve esas incelemesini birleştirir. İşte m. 71/3, bu tür durumlar için pratik bir çözüm sunar. Mahkeme, 'içtihadın oluştuğu alanlarda' veya 'ivedilikle karar verilmesi gereken durumlarda', iki aşamalı bir inceleme yapmak yerine, süreci hızlandırmak için Bakanlık görüşünü hiç beklemeden, kabul edilebilirlik ve esası bir arada değerlendirerek tek bir kararla başvuruyu sonuçlandırabilir. 3. **Uygulamadaki Esneklik:** Pratikte AYM, genellikle kabul edilebilirlik ve esas incelemesini bir arada yürütmektedir. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna dair güçlü bir kanaat oluştuğunda, ayrıca bir kabul edilebilirlik kararı vermeden doğrudan Bakanlık görüşüne başvurabilmektedir. Bu, usul ekonomisi açısından daha işlevseldir. m. 71/1'deki hüküm, daha çok Mahkemenin başvurunun esasına girmeden önce bir kabul edilebilirlik süzgeci yapma yetkisini saklı tuttuğunu gösteren bir ilke olarak anlaşılmalıdır. m. 71/3 ise, Mahkemeye süreci hızlandırma ve esnek davranma imkanı tanıyan istisnai bir yetkidir. Dolayısıyla, bu iki fıkra birbirini dışlayan kurallar değil, farklı durumlarda uygulanabilen ve Mahkemeye usuli bir esneklik sağlayan tamamlayıcı hükümler olarak yorumlanmalıdır.