Türk vatandaşlarının iadesi konusunda 'iade et ya da yargıla' (aut dedere aut judicare) ilkesi nasıl işlemektedir? Anayasa m. 38/son uyarınca iade edilemeyen bir Türk vatandaşının yurtdışında işlediği suçtan dolayı Türkiye'de yargılanması durumunda, bu ilkenin cezasızlığı önlemedeki rolünü açıklayınız.
'İade et ya da yargıla' (aut dedere aut judicare) ilkesi, uluslararası ceza hukukunun temel prensiplerinden biridir ve suçluların cezasız kalmasını önlemeyi amaçlar. Bu ilkeye göre, bir devlet, egemenlik alanı içinde bulunan bir suç failini, ya yargılanması için talep eden devlete iade etmekle ya da iade etmiyorsa kendi ceza kanunlarına göre yargılamakla yükümlüdür. Türkiye'nin anayasal düzenlemesi (Anayasa m. 38/son), vatandaşın iadesini kural olarak yasaklamaktadır. Bu durumda, 'iade et ya da yargıla' ilkesinin ikinci seçeneği, yani 'yargıla' yükümlülüğü devreye girer. Eğer Türkiye, yurtdışında suç işleyen bir vatandaşını Anayasal yasak nedeniyle yabancı bir ülkeye iade etmiyorsa, bu durum o kişinin işlediği suçtan dolayı cezasız kalacağı anlamına gelmez. Türkiye, kendi ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasına ilişkin hükümler (TCK m. 11 vd.) çerçevesinde, bu kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapmakla yükümlü hale gelir. Bu ilkenin cezasızlığı önlemedeki rolü şudur: Devletin, vatandaşını koruma yönündeki egemenlik hakkını kullanması, adaletin tecellisine engel olmamalıdır. 'Vatandaşımı iade etmem' diyen devlet, aynı zamanda 'ama onu ben yargılarım' demektedir. Böylece, suç faili nerede olursa olsun bir yargı mercii önüne çıkarılmış olur ve suç cezasız kalmaz. Bu mekanizma, hem devletin egemenlik haklarını hem de uluslararası toplumun suçla mücadele ve adaleti sağlama yönündeki ortak menfaatini dengeleyen bir işlev görür. Türkiye'nin TCK m. 11 ve devamındaki düzenlemeleri, bu ilkenin iç hukuka yansımalarıdır.