Düğün takılarının (ziynet eşyası), evliliğin ortak ihtiyaçları veya kocanın borçları için, kadının rızasıyla bozdurulması durumunda, bu ziynetlerin boşanma aşamasında kadına iadesi gerekir mi? Bu durumda ispat yükü kime aittir? Yargıtay'ın 'iade edilmemek üzere verilme' karinesine yaklaşımını açıklayınız. (Y2HD-K.2014/26223)
Evet, kural olarak iadesi gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihadına göre, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları onun kişisel malıdır. Bu ziynetlerin, ortak ihtiyaçlar (ev kirası, faturalar, çocuk masrafları vb.) veya kocanın borçları için bozdurulmuş olması, kocayı iade yükümlülüğünden kurtarmaz. Kadının bu harcamaya rıza göstermiş olması da tek başına yeterli değildir. Kocanın iade yükümlülüğünden kurtulabilmesi için, bu ziynetlerin kadın tarafından 'geri istenmemek/iade edilmemek üzere' kendisine bağışlandığını veya hibe edildiğini ispatlaması gerekir. İspat yükü tamamen kocaya (davalı erkeğe) aittir. Yargıtay, kadının kişisel malı olan ziynetleri, ailenin ortak giderleri için eşine vermesinin bir bağışlama değil, bir nevi 'borç verme' olduğu karinesinden hareket eder. Hayatın olağan akışında, bir kadının ziynetlerini, ileride geri almamak kaydıyla kocasına vermesi beklenmez. Bu nedenle, koca, 'kadın bu altınları bana bağışladı, geri istemedi' diyorsa, bu iddiasını tanık, yazılı belge veya ikrar gibi kesin delillerle ispatlamak zorundadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/26223 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 'İade edilmeme koşuluyla verildiği kanıtlanmadıkça; bunların koca tarafından borçları için bozdurulup harcanması; onu iade borcundan kurtarmaz.' Bu prensip, kadının kişisel malı olan ziynetleri korumaya yönelik güçlü bir karinedir.