Bir Türk vatandaşının yurtdışında işlediği iddia edilen bir suçla ilgili olarak, yabancı ülkede hakkında kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediğinin araştırılması, Türk mahkemeleri açısından neden bir zorunluluktur? Bu araştırmanın yapılmamasının hukuki sonucu nedir? (Yargıtay 11. Ceza Dairesi - Karar : 2011/2398)
Yabancı ülkede kesinleşmiş bir hüküm verilip verilmediğinin araştırılması, TCK m. 11'de düzenlenen 'yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması' şeklindeki olumsuz kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmek için zorunludur. Bu şart, temel bir hukuk ilkesi olan 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez yargılamama ve cezalandırmama) ilkesinin uluslararası ceza hukukundaki bir yansımasıdır. Bir kişi, aynı eylemden dolayı bir ülkede yargılanıp aklandıysa (beraat) veya mahkum edildiyse, başka bir ülkenin onu tekrar aynı eylemden dolayı yargılaması, hem hukuki güvenlik ilkesini hem de adil yargılanma hakkını zedeler. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2011/2398 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bu hususun araştırılması, yargılamanın esasına girilmeden önce tamamlanması gereken bir ön şarttır. Eğer mahkeme, bu araştırmayı yapmadan, yani olumsuz kovuşturma şartının var olup olmadığını netleştirmeden yargılamaya devam eder ve bir hüküm kurarsa, bu durum bir 'usul hatası' ve 'kanuna aykırılık' teşkil eder. Yargıtay, bu eksikliği bir 'bozma nedeni' olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla, mahkemelerin, adli yardımlaşma (istinabe) yoluyla ilgili yabancı ülke adli makamlarından bu bilgiyi talep etmesi ve gelen cevaba göre sanığın hukuki durumunu belirlemesi gerekir.