CMK m. 251 uyarınca 'basit yargılama usulü'nün uygulanabilmesi için aranan objektif şartlar nelerdir? Mahkemenin bu usulü uygulama konusunda takdir yetkisi var mıdır? Yargılama başladıktan ve duruşma günü belirlendikten sonra bu usule geçilmesi mümkün müdür?
CMK m. 251'e göre basit yargılama usulünün uygulanabilmesi için aranan objektif şartlar şunlardır: 1. **Görevli Mahkeme:** Yargılamanın Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılıyor olması gerekir. Ağır Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren suçlarda uygulanamaz. 2. **Suçun Niteliği:** İddianameye konu suçun yaptırımının, adli para cezası ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerekir. Bu sınıra, suçun nitelikli halleri de dahildir. 3. **İzne/Talebe Bağlı Olmama:** Soruşturulması veya kovuşturulması izne ya da talebe bağlı olan suçlarda basit yargılama usulü uygulanmaz (CMK m. 251/7). 4. **İçtima Durumu:** Basit yargılama usulü kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde de bu usul uygulanmaz (CMK m. 251/8). Bu objektif şartlar sağlansa dahi, mahkemenin bu usulü uygulama zorunluluğu yoktur; kanun metnindeki '...uygulanmasına karar verilebilir.' ifadesi, hakime bu konuda bir takdir yetkisi tanındığını göstermektedir. Hakim, somut olayın özelliklerine göre, delillerin duruşmada tartışılmasının daha yararlı olacağına kanaat getirirse, genel yargılama usulüne devam edebilir. 7331 sayılı Kanun ile CMK m. 251/1'e eklenen hüküm uyarınca, mahkeme iddianameyi kabul edip CMK m. 175 uyarınca duruşma gününü belirledikten sonra artık basit yargılama usulü uygulayamaz. Bu usulün uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin karar, kovuşturmanın en başında, iddianamenin kabulünden sonra ancak duruşma günü belirlenmeden önce verilmelidir.