Anayasa Mahkemesi'nin, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir davada, kanun hükmünün kendisinin 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesine (öngörülebilirlik, bilinirlik) aykırı olduğunu tespit etmesi durumunda, yetkisinin sınırları nelerdir? AYM'nin bu durumda 'ihlal kararı' vererek dosyayı yeniden yargılama için mahkemeye göndermesi, Anayasa m. 148'de belirtilen norm denetimi yasağı ile çelişir mi? Bu konudaki farklı görüşleri ve çözüm önerilerini tartışınız.
Bu konu, AYM'nin yetkilerinin en tartışmalı alanlarından biridir. Anayasa m. 148/4, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda bireysel başvuru yapılamayacağını; m. 148/3 ve 6216 sayılı Kanun m. 45 ise bireysel başvurunun temel hak ve özgürlüklerin ihlali iddiasıyla yapılabileceğini belirtir. Sorun, bir kanun hükmünün kendisinin belirsiz, muğlak ve öngörülemez olmasının, Anayasa m. 38 ve AİHS m. 7'de güvence altına alınan 'kanunilik' ilkesini ve dolayısıyla bir temel hakkı ihlal edip etmediği noktasında düğümlenmektedir. **Görüş 1 (Geniş Yorum):** AYM, birçok kararında benimsediği bu görüşe göre, kanunilik ilkesinin denetimini bireysel başvuruda yapabilir. Çünkü belirsiz bir kanuna dayanılarak verilen mahkumiyet, kanunilik hakkını ihlal eder. AYM burada kanunu iptal etmemekte, sadece somut olayda o kanunun uygulanmasının hak ihlaline yol açtığını tespit etmektedir. Bu bir norm denetimi değil, hak ihlali denetimidir. AİHM de benzer bir denetimi yapmaktadır. Bu görüşe göre AYM, ihlal tespiti yapmalı ve dosyayı yeniden yargılama için mahkemeye göndermelidir. **Görüş 2 (Dar Yorum):** Bu görüşe göre, AYM'nin bir kanun hükmünün içeriğini 'öngörülebilirlik' ve 'bilinirlik' açısından denetlemesi, bireysel başvurunun sınırlarını aşan, örtülü bir norm denetimidir. Eğer kanunun somut olaya uygulanmasında bir hata yoksa, sorunun kaynağı kanunun kendisi ise, AYM'nin yapabileceği tek şey, bu durumu tespit edip, başvurucu lehine tazminata hükmetmek ve kanun koyucuyu (TBMM) durumdan haberdar etmektir. Aksi takdirde AYM, yasama organının yerine geçerek yetki aşımında bulunmuş olur. **Çözüm Önerisi (Makalede Sunulan):** Makalede sunulan çözüm, bu iki görüş arasında bir denge kurmayı amaçlar. Buna göre AYM, kanun hükmünün kanunilik ilkesine aykırı olduğunu tespit edebilmeli, ancak bu tespiti bir 'ihlal kararı' ile sonuçlandırıp dosyayı yeniden yargılama için göndermek yerine; durumu tespitle yetinmeli, başvurucu lehine tazminata hükmetmeli ve kanunilik ilkesini ihlal eden hükmün değiştirilmesi için durumu TBMM'ye bildirmelidir. Bu, hem hak ihlalini gidermeyi hem de kuvvetler ayrılığı ilkesi çerçevesinde yetki çatışmasını önlemeyi hedefler.