Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru sürecinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı'na görüş bildirmesi için tanınan süre ile başvurucuya karşı beyan için tanınan süre arasındaki farklılık, 'silahların eşitliği' ilkesi açısından bir ihlal teşkil eder mi? Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki kendi içtihadını da dikkate alarak analiz ediniz.
Evet, bu durum 'silahların eşitliği' ilkesi açısından sorunlu olarak değerlendirilebilir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m. 71, Adalet Bakanlığı'na görüşünü bildirmesi için 30 gün süre tanımakta ve bu sürenin talep halinde 30 gün daha uzatılabileceğini öngörmektedir. Bu, Bakanlığa toplamda 60 güne varan bir süre tanınması anlamına gelir. Buna karşılık, Bakanlığın bu görüşüne karşı beyanda bulunması için başvurucuya sadece 15 günlük bir süre verilmekte ve bu sürenin uzatılmasına dair bir imkan tanınmamaktadır. 'Silahların eşitliği' ilkesi, bir davanın taraflarına, iddia ve savunmalarını mahkeme önünde sunabilmeleri için makul ve eşit imkanlar tanınmasını gerektirir. AYM de kendi kararlarında bu ilkenin, 'tarafların usule ilişkin hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve tarafların iddialarını makul ve eşit sürede karşılıklı olarak mahkeme önünde ileri sürme hakkını kapsadığını' kabul etmektedir. Bakanlığın iş yükünün yoğun olması, başvurucu aleyhine işleyen bu süresel eşitsizliği tek başına haklı kılmaz. Başvurucunun, devletin tüm imkanlarına sahip olan Bakanlığın hazırladığı kapsamlı bir görüşe karşı, çok daha kısıtlı bir sürede cevap vermek zorunda bırakılması, taraflar arasındaki dengeyi başvurucu aleyhine bozmaktadır. Bu durum, davanın bir tarafına diğerine nazaran belirgin bir avantaj sağladığı için 'silahların eşitliği' ve dolayısıyla Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'adil yargılanma hakkı'nın ihlali olarak nitelendirilebilir.