5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu m. 28 kapsamında, izin almak suretiyle Türk vatandaşlığından çıkan (Mavi Kart sahibi) bir kişinin, yurtdışında işlediği bir suç nedeniyle iadesi talep edildiğinde, bu kişinin 'vatandaşın iade edilmezliği' kuralından yararlanıp yararlanamayacağını hukuki argümanlarla tartışınız.
Bu konu, kanunda açıkça düzenlenmediği için tartışmalıdır ancak güçlü argümanlarla bu kişilerin de iade yasağından yararlanabileceği savunulabilir. 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi, bu kişilerin 'Türk vatandaşlarına tanınan haklardan, istisnalar saklı kalmak üzere, aynen yararlanmaya devam edeceklerini' temel bir ilke olarak belirlemiştir. Maddede sayılan istisnalar arasında 'suç nedeniyle iade'ye ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla, kanunun genel ruhu ve amacı, bu kişilere vatandaşlık dışındaki birçok konuda vatandaşlarla eşit bir hukuki statü tanımaktır. 'Vatandaşın iade edilmezliği' kuralı, temel bir anayasal güvencedir ve Anayasa m. 38'de düzenlenmiş bir haktır. 5901 sayılı Kanun'un 28. maddesi uyarınca bu kişilerin Türk vatandaşlarına tanınan haklardan 'aynen' yararlanacağı ilkesi, bu anayasal güvenceyi de kapsamalıdır. Aksi yorum, kanunun lafzına ve amacına aykırı olur. Ayrıca, bu kişiler her ne kadar hukuken vatandaş olmasalar da, Türkiye ile olan sosyolojik, kültürel ve hukuki bağları devam etmektedir. Devletin bu kişiler üzerindeki koruma yükümlülüğü de bir ölçüde devam eder. Dolayısıyla, lafzi ve amaçsal yorum metodları kullanılarak, 5901 sayılı Kanun m. 28'in sağladığı güvencenin, Anayasa m. 38'deki iade yasağını da kapsadığı ve Mavi Kart sahibi kişilerin de suç nedeniyle yabancı bir ülkeye iade edilemeyeceği güçlü bir şekilde savunulabilir.