6706 sayılı Kanun m. 11 ve Anayasa m. 38/son fıkrası, 'vatandaşın suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemeyeceği' kuralını düzenlemektedir. TCK m. 6/1-a'daki 'vatandaş' tanımı ('fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi') ile bu iade yasağı arasında bir çelişki var mıdır? Suçu işlediği sırada yabancı olan ancak iade talep edildiği sırada Türk vatandaşlığını kazanan bir kişinin iadesi mümkün müdür? Normlar hiyerarşisini de dikkate alarak yorumlayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122779

Evet, ilk bakışta TCK m. 6/1-a'daki tanım ile Anayasa m. 38/son'daki mutlak yasak arasında bir çelişki olduğu düşünülebilir. TCK m. 6/1-a, 'vatandaş' tanımını 'fiili işlediği sıradaki' vatandaşlığa bağlamaktadır. Bu tanım dar yorumlandığında, suçu işlerken yabancı olup sonradan Türk vatandaşı olan birinin iade edilebileceği sonucu çıkabilir. Ancak, Anayasa'nın 38. maddesinin son fıkrası '...vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez' diyerek, iade talebi anındaki vatandaşlık statüsünü esas alan, herhangi bir zaman kaydı koymayan mutlak bir yasak getirmektedir. Normlar hiyerarşisi gereği (Anayasa m. 11), kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz ve bir çelişki durumunda Anayasa hükmü esas alınır. Dolayısıyla, Anayasa'daki bu açık ve mutlak yasak karşısında, TCK'daki tanımın iade hukuku bağlamında dar yorumlanması mümkün değildir. Makalede de belirtildiği gibi, önemli olan iade talebinin yapıldığı ve karara bağlandığı andaki vatandaşlık durumudur. Eğer kişi bu sırada Türk vatandaşı ise, suçu ne zaman işlemiş olursa olsun iade edilemez. TCK m. 6'daki tanım, daha çok ceza kanunlarının yer ve kişi bakımından uygulanması (TCK m. 10-19) gibi maddi ceza hukuku kurallarının tatbiki açısından önem taşır, iade gibi özel bir alanda Anayasal hükmü bertaraf edemez. Bu nedenle, suçu işlediği sırada yabancı olan ancak iade talep edildiği sırada Türk vatandaşlığını kazanan bir kişinin iadesi, mevcut Anayasal düzenlemeye göre mümkün değildir.