HMK m. 313'e göre 'mahkeme içi sulh' nedir ve 'mahkeme dışı sulh'ten temel farkı nedir? Tarafların mahkeme dışında yaptıkları bir sulh anlaşmasının, mahkeme içi sulh gibi kesin hüküm etkisi doğurabilmesi için hangi usuli işlemlerin yapılması gerekir? Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin 2015/19521 E., 2016/10700 K. sayılı kararını bu bağlamda değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122778

HMK m. 313/1'e göre 'mahkeme içi sulh', görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla 'mahkeme huzurunda' yapmış oldukları bir sözleşmedir. Mahkeme dışı sulh ise, tarafların dava görülürken veya dava açılmadan, mahkeme dışında kendi aralarında yaptıkları bir anlaşmadır. Temel farkları şunlardır: 1. **Hukuki Niteliği:** Mahkeme içi sulh, hem maddi hukuka hem de usul hukukuna ilişkin sonuçlar doğuran, karma nitelikli bir sözleşmedir. Mahkeme dışı sulh ise, kural olarak Borçlar Hukuku'na tabi, maddi hukuka ilişkin bir sözleşmedir. 2. **Etkisi:** Mahkeme içi sulh, HMK m. 315 uyarınca davayı sona erdirir ve ilam niteliğinde olup 'kesin hüküm gibi' hukuki sonuç doğurur. Yani, aynı konuda tekrar dava açılamaz ve ilamlı icraya konu edilebilir. Mahkeme dışı sulh ise, tek başına davayı sona erdirmez ve kesin hüküm etkisi yaratmaz. Sadece taraflar arasında bir borç ilişkisi kurar. Eğer bir taraf bu anlaşmaya uymazsa, diğer taraf bu anlaşmanın geçersizliğini değil, ifasını veya ifa etmemeden doğan zararını ayrı bir davayla talep edebilir. Bir mahkeme dışı sulh anlaşmasının, mahkeme içi sulh gibi kesin hüküm etkisi doğurabilmesi için 'mahkeme içi sulhe dönüştürülmesi' gerekir. Bunun için tarafların, yaptıkları harici anlaşmayı mahkemeye ibraz ederek, bu anlaşma doğrultusunda sulh olduklarını mahkeme huzurunda (duruşmada) beyan etmeleri ve bu beyanlarının duruşma zaptına geçirilerek altını imzalamaları gerekir (HMK m. 154/3-ç). Yargıtay 18. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararında da bu duruma işaret edilmiştir. Taraflar arasında harici bir sözleşme yapılmış olmasına rağmen, davalı vekili duruşmada bu sözleşmeye onay vermediğini beyan etmiştir. Mahkeme huzurunda karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı gerçekleşmediği için, harici sözleşme mahkeme içi sulhe dönüşmemiştir. Bu nedenle, mahkemenin bu geçersiz (mahkeme içi sulh anlamında) anlaşmaya dayanarak 'sulh nedeniyle davanın reddine' karar vermesi Yargıtay tarafından bozulmuştur.