Ziynet eşyalarının iadesi davasında zamanaşımı süresi, davanın niteliğine göre nasıl değişmektedir? 'İstihkak davası' ile 'tazminat davası' ayrımını yaparak, zamanaşımı başlangıç tarihlerini de belirterek açıklayınız. (Y6HD.Karar: 2011/5634)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122774

Ziynet eşyalarının iadesi davasında zamanaşımı süresi, davanın 'aynen iade' mi yoksa 'bedel iadesi' mi talebiyle açıldığına göre temelden farklılık gösterir: 1. **Aynen İade Talebi (İstihkak Davası):** Eğer ziynet eşyaları davalının zilyetliğinde mevcut ise ve davacı bu eşyaların 'aynen iadesini' talep ediyorsa, bu dava hukuki niteliği itibarıyla bir 'istihkak davası'dır. İstihkak davası, mülkiyet hakkına dayandığı için herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir. Mülkiyet hakkı zamanaşımı ile sona ermeyeceğinden, bu dava her zaman açılabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2011/5634 sayılı kararında da bu husus 'uyuşmazlık mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz' şeklinde belirtilmiştir. 2. **Bedel İadesi Talebi (Tazminat Davası):** Eğer ziynet eşyaları artık mevcut değilse (bozdurulmuş, satılmış, kaybedilmiş vb.) ve bu nedenle davacı, 'aynen iadenin mümkün olmaması halinde bedelinin ödenmesini' talep ediyorsa, bu talep bir tazminat talebine dönüşür. Bu durumda dava, hukuki niteliği itibarıyla bir alacak davasıdır ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir (6098 sayılı TBK m. 146). Bu 10 yıllık zamanaşımı süresi, kural olarak eşlerin boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Çünkü evlilik birliği devam ederken eşler arasındaki alacaklarda zamanaşımı işlemez (TBK m. 153).