8. Yargı Paketi ile 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesinde yapılan değişiklik, ikinci kez mükerrir olan hükümlülerin koşullu salıverilme hakları açısından ne gibi bir yenilik getirmiştir? Bu değişikliğin cezanın bireyselleştirilmesi ilkesi ve hükümlülerin rehabilitasyonu üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendiriniz.
8. Yargı Paketi öncesinde, 5275 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanan hükümlüler (ikinci kez mükerrirler), koşullu salıverilme (şartlı tahliye) hükümlerinden yararlanamıyordu. Bu, aldıkları cezanın tamamını ceza infaz kurumunda geçirmeleri anlamına geliyordu. 8. Yargı Paketi ile bu mutlak yasak kaldırılmıştır. Yapılan değişiklikle, ikinci kez mükerrir olan hükümlüler de artık koşullu salıverilmeden yararlanabilecektir. Bu kişiler, süreli hapis cezasına mahkum edilmişlerse, cezalarının dörtte üçünü (3/4) infaz kurumunda iyi halli olarak geçirdikleri takdirde koşullu salıverilebileceklerdir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlar 39 yıl, müebbet hapis cezası alanlar ise 33 yıl yattıktan sonra bu haktan yararlanabilirler. Bu değişiklik, cezanın bireyselleştirilmesi ilkesi açısından önemlidir. Çünkü eski düzenleme, failin kişisel durumu, ıslah olup olmadığı veya cezaevindeki davranışları ne olursa olsun, kategorik bir yasak getiriyordu. Yeni düzenleme, hükümlünün 'iyi halli' olması şartını arayarak, ceza infaz sürecindeki tutum ve davranışlarının dikkate alınmasına olanak tanır. Bu durum, hükümlülerin rehabilitasyonu ve topluma yeniden kazandırılması hedefine daha uygundur. Zira bir umut (koşullu salıverilme imkanı) sunmak, hükümlüleri cezaevi kurallarına uymaya, eğitim ve iyileştirme programlarına katılmaya ve iyi halli davranmaya teşvik edici bir rol oynayabilir. Böylece, cezanın salt infazından ziyade, ıslah edici fonksiyonunun ön plana çıkması amaçlanmaktadır.