5237 sayılı TCK m.13, Türkiye'nin yargılama yetkisinin mutlak olduğu kabul edilen bazı suçları listelemektedir. Bu suçlar için bir yabancının yurtdışında bir başka yabancıya karşı eylemi gerçekleştirmesi durumunda dahi Türkiye'de yargılama yapılabilmesinin ardındaki hukuki mantık nedir? Adalet Bakanı'nın talebinin bu maddedeki rolünü açıklayınız. (barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/yabancinin-yurtdisinda-isledigi-suc-nedeniyle-turkiyede-yargilanmasi)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122753

TCK m. 13'te sayılan suçlar (örneğin soykırım, insanlığa karşı suçlar, işkence, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, deniz, demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması vb.), uluslararası toplumun ortak menfaatlerini ağır şekilde ihlal eden ve 'evrensel yetki' ilkesi kapsamında değerlendirilen suçlardır. Bu suçların faillerinin cezasız kalmaması, uluslararası bir öncelik olarak kabul edilir. Bu nedenle, failin veya mağdurun vatandaşlığına ya da suçun işlendiği yere bakılmaksızın, faili yakalayan her devletin yargılama yetkisine sahip olduğu kabul edilir. Türkiye'nin bu suçlar için mutlak yargılama yetkisini benimsemesinin ardındaki hukuki mantık, bu evrensel ilkeye dayanmaktadır. Failin veya mağdurun kim olduğuna bakılmaksızın, bu tür ağır suçları işleyen bir yabancı Türkiye'de bulunduğunda, Türkiye'nin uluslararası topluma karşı bu kişiyi yargılama sorumluluğu doğar. Maddenin ikinci fıkrasında sayılan bazı suçlar için (örneğin, rüşvet, resmi belgede sahtecilik, fuhuş) ise yargılama yapılabilmesi Adalet Bakanı'nın talebine bağlanmıştır. Burada Adalet Bakanı'nın talebi, bir 'kovuşturma şartı' niteliğindedir. Bu şart, devletin dış politikası, uluslararası ilişkileri ve yargı kaynaklarının etkin kullanımı gibi siyasi ve pratik mülahazalarla, her olayda yargılama yapılıp yapılmayacağı konusunda bir takdir yetkisi kullanmasını sağlamak amacıyla getirilmiştir.