TCK m. 19/1, yurtdışında işlenen suçlar nedeniyle Türkiye'de yargılama yapılırken verilecek cezanın, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamayacağını düzenlemiştir. Bu kuralın amacı nedir ve TCK m. 19/2'de bu kurala hangi istisnalar getirilmiştir? Türk vatandaşının Almanya'da işlediği kasten öldürmeye teşebbüs suçuna ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/2254 sayılı kararını bu bağlamda değerlendiriniz.
TCK m. 19/1'de yer alan kural, 'çifte cezalandırılabilirlik' ve 'lehe kanun' ilkelerinin bir yansımasıdır. Amacı, failin, suçu işlediği ülkedeki kanuni düzenlemeden daha ağır bir yaptırımla Türkiye'de karşılaşmasını önleyerek hukuki öngörülebilirliği ve adalet hissini sağlamaktır. Ancak, TCK m. 19/2, bu kurala önemli istisnalar getirmiştir. Suçun; Türkiye'nin güvenliğine karşı, Türkiye'nin zararına, bir Türk vatandaşına karşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmesi durumunda, yabancı kanundaki ceza üst sınırı dikkate alınmaz. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/2254 sayılı kararında, Türk vatandaşı olan sanığın Almanya'da yine bir Türk vatandaşı olan mağdura karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçu işlediği bir olay söz konusudur. Mağdurun Türk vatandaşı olması nedeniyle olay, TCK m. 19/2-b bendi kapsamına girmektedir. Bu nedenle, mahkeme, Alman Ceza Kanunu'ndaki ceza üst sınırını dikkate almadan, doğrudan Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre ceza tayin etmiştir. Yargıtay bu uygulamayı, mağdurun Türk vatandaşı olması nedeniyle TCK m. 19/2-b'nin uygulanması gerektiği ve bu durumda yabancı kanunun lehe olan cezasının benimsenemeyeceği gerekçesiyle onamıştır. Bu istisnalar, devletin kendi menfaatlerini ve vatandaşlarını koruma refleksini yansıtmaktadır.