Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/543 sayılı kararında, 'adi ortaklık sözleşmesi' ile 'kazanca katılmalı kira sözleşmesi' arasındaki ayrım nasıl yapılmıştır? Kararda belirtilen 'affectio societatis' unsurunun bu ayrımdaki rolünü ve mahkemenin somut olaydaki sözleşmeyi neden kira sözleşmesi olarak nitelendirdiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122749

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2019/543 sayılı kararında, bir sözleşmenin hukuki niteliğinin belirlenmesinde başlığının değil, tarafların gerçek ve ortak iradeleri ile sözleşmenin içeriğinin esas alınması gerektiğini (TBK m. 19) vurgulamıştır. Karara göre, adi ortaklığın temel unsurları; kişi, sözleşme, katılım payı, ortak amaç ve 'affectio societatis'tir. 'Affectio societatis', ortakların sadece müşterek bir amaç etrafında birleşmeleri değil, aynı zamanda bu amaca ulaşmak için eşit durumda, aralarında bir astlık-üstlük ilişkisi olmaksızın birlikte çaba sarf etme niyet ve iradesidir. Somut olayda mahkeme, sözleşmede davacının sadece yer tahsisi yaptığı, işin fiilen yürütülmesi, tüm giderlerin karşılanması ve ticari faaliyetin yürütülmesinin tamamen davalıya bırakıldığını tespit etmiştir. Davacının işin yürütülmesine aktif olarak katılmaması ve birlikte çaba sarf etme iradesinin bulunmaması, 'affectio societatis' unsurunun eksik olduğunu göstermektedir. Ayrıca, davalının her ay net olarak sabit bir bedel ve cirodan pay ödemesi, zarara katılımın söz konusu olmaması ve ödeme yapılmaması halinde davacının tek taraflı fesih hakkının bulunması gibi unsurlar, ilişkinin bir ortaklıktan ziyade, kira bedelinin ciroya göre belirlendiği atipik bir 'kazanca katılmalı kira sözleşmesi' olduğuna işaret etmektedir. Bu nedenlerle Yargıtay, sözleşmeyi kira sözleşmesi olarak nitelendirmiştir.