Anayasa Mahkemesi'nin 2024/58 sayılı kararında, ruhsatsız veya başkasının arazisi üzerine yapılmış bir yapının dahi Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında bir 'mülk' teşkil edebileceği kabul edilmiştir. Bu kabulün hukuki dayanaklarını ve AYM'nin bu sonuca ulaşırken hangi kriterleri göz önünde bulundurduğunu, ilgili karar metninden (Paragraf 13-14) hareketle açıklayınız. Bu yorumun mülkiyet hakkının kapsamını nasıl genişlettiğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122748

AYM, 2024/58 sayılı kararının 13. ve 14. paragraflarında, Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkının ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsadığını belirtmiştir. Mahkeme, daha önceki kararlarına atıf yaparak (örneğin, Ayhan Işık Aslım, B. No: 2018/14339), ruhsata aykırı olsa dahi, kamu makamlarının bilgisi ve zımni onayı dahilinde özel kişiler tarafından oluşturulan ve uzun yıllardır müdahale olmaksızın kullanılan yapıların ekonomik bir değer oluşturduğunu ve bu değerin 'mülk' olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu kabulün temelinde, yapının fiili kullanımıyla ortaya çıkan ekonomik menfaat yatmaktadır. AYM ayrıca, 775 sayılı Kanun kapsamına girmeyen (örneğin imar affından yararlanmış, ecrimisil ödenen vb.) yapıların da bu madde uyarınca yıkılması riskine karşı, bu yapıların da bir 'mülk' teşkil ettiğini ve Anayasa'nın 35. maddesi kapsamında korunması gerektiğini belirtmiştir (Karar, Paragraf 14). Bu yorum, mülkiyet hakkının sadece tapuya kayıtlı, hukuka tamamen uygun mülkiyeti değil, aynı zamanda fiili durumdan kaynaklanan ve ekonomik bir değer taşıyan 'malvarlığı değerlerini' de kapsayacak şekilde genişletmektedir. Böylece, devletin müdahalesine karşı usuli ve esasi güvenceler, hukuki statüsü tartışmalı olan bu tür yapılar için de geçerli kılınmaktadır.