775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun 18. maddesinin iptal edilen hükmü, izinsiz yapıların 'hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın... derhal yıktırılır' şeklinde bir idari eylem öngörmekteydi. Anayasa Mahkemesi'nin 2024/58 sayılı kararını esas alarak, bu düzenlemenin Anayasa'nın 35. (mülkiyet hakkı) ve 40. (etkili başvuru hakkı) maddeleri açısından yarattığı temel anayasal sorunu analiz ediniz. Özellikle, idari işlemin icrası niteliğindeki yıkım eyleminin, dava edilebilir bir idari karar olmaksızın gerçekleştirilmesinin, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı üzerindeki etkilerini, AYM'nin tam yargı davasının neden etkili bir yol olmadığına dair argümanlarını da içerecek şekilde tartışınız.
Anayasa Mahkemesi (AYM), 2024/58 sayılı kararında, 775 sayılı Kanun'un 18. maddesindeki 'hiçbir karar alınmasına lüzum kalmaksızın, belediye veya Devlet zabıtası tarafından derhal yıktırılır' ibaresini iptal etmiştir. Temel anayasal sorun, bu düzenlemenin, yıkım gibi mülkiyet hakkına ağır bir müdahale teşkil eden bir eylemi, dava edilebilir bir idari karar sürecinden muaf tutmasıdır. AYM'ye göre, yıkım işlemi bir idari işlem olmasına rağmen, kural herhangi bir 'karar' alınmasını gereksiz kılarak bu işlemin yargısal denetimini fiilen imkansız hale getirmektedir (Karar, Paragraf 30). Bu durum, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan 'etkili başvuru hakkı'nı ihlal etmektedir. Zira ilgililer, yıkım eylemi gerçekleşmeden önce idari işlemin hukuka aykırılığını bir iptal davası yoluyla ileri sürme ve yürütmenin durdurulmasını talep etme imkanından mahrum bırakılmaktadır (Karar, Paragraf 29). Yıkım gerçekleştikten sonra açılacak bir davanın ise, yapının fiziki varlığı ortadan kalktığı için, pratikte bir anlamı kalmamaktadır. AYM, tam yargı (tazminat) davasının da etkili bir yol olmadığını belirtmiştir; çünkü tam yargı davası sadece uğranılan zararın tazminini amaçlar, yıkılan yapıyı geri getirmez ve mülkiyet hakkının özünü teşkil eden fiziki varlığın korunmasını sağlamaz (Karar, Paragraf 33). Dolayısıyla kural, mülkiyet hakkı (Anayasa m. 35) ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını (Anayasa m. 40) ihlal etmektedir.