Bir tacir, iflasından önce, gerçekte var olmayan bir borç ilişkisine dayanarak bir yakını lehine borç senedi düzenlemesi eylemi, TCK m. 161/1'de sayılan hileli iflas hallerinden hangisine girer? Bu eylemin aynı zamanda TCK m. 207'deki özel belgede sahtecilik suçunu da oluşturup oluşturmayacağını tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122703

Bu eylem, doğrudan TCK m. 161/1-c bendinde tanımlanan 'Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge düzenlenmesi' suçunu oluşturur. Fail, bu yolla şirketin pasifini (borçlarını) suni olarak artırarak, iflas masasında gerçek alacaklılara dağıtılacak malvarlığını azaltmayı hedeflemektedir. Bu eylem, aynı zamanda TCK m. 207'deki 'özel belgede sahtecilik' suçunun da unsurlarını (gerçeğe aykırı belge düzenleme) taşımaktadır. Ancak bu durumda, ceza hukukundaki 'özel normun önceliği' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi devreye girer. TCK m. 161/1-c, özel belgede sahteciliğin, hileli iflas amacıyla işlenmiş özel bir halini düzenlemektedir. Bu hüküm, TCK m. 207'ye göre daha özel bir normdur. Dolayısıyla, fail bu eylemden dolayı hem özel belgede sahtecilikten hem de hileli iflastan ayrı ayrı cezalandırılmaz. TCK m. 161/1-c'deki hileli iflas suçu, sahtecilik eylemini de kendi içinde erittiği (tükettiği) için, faile sadece hileli iflas suçundan ceza verilir. Bu durum, bir nevi 'bileşik suç' (mürekkep suç) veya 'tüketen-tükenen norm' ilişkisi olarak da değerlendirilebilir.