8. Yargı Paketi ile istinaf ve temyiz sürelerinin başlangıcının 'gerekçeli kararın tebliğinden itibaren' olarak yeknesaklaştırılması ve 'süre tutum dilekçesi' uygulamasının fiilen kaldırılmasının, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan 'gerekçeli karar hakkı' üzerindeki olumlu etkisini tartışınız.
Bu değişiklik, 'gerekçeli karar hakkı'nı güçlendiren ve usul hukukunda önemli bir iyileştirme sağlayan olumlu bir adımdır. Önceki sistemde, kanun yolu süreleri genellikle kısa kararın (hüküm fıkrasının) tefhim veya tebliğinden itibaren başlıyordu. Bu durum, tarafları, mahkemenin kararını hangi hukuki ve fiili gerekçelere dayandırdığını bilmeden, hak kaybına uğramamak için içeriği boş bir 'süre tutum dilekçesi' vermeye zorluyordu. Gerekçeli kanun yolu başvurusu ise, aylar sonra tebliğ edilen gerekçeli karara göre yapılıyordu. Bu uygulama, 'gerekçeli karar hakkını' anlamsızlaştırıyordu, çünkü taraf, neye itiraz edeceğini bilmeden itiraz etmek zorunda kalıyordu. 8. Yargı Paketi ile getirilen yeni düzenleme, sürenin başlangıcını 'gerekçeli kararın tebliğine' bağlayarak bu sorunu çözmüştür. Artık taraflar, mahkemenin kararının tüm gerekçelerini (delil değerlendirmesi, hukuki niteleme vb.) okuyup anladıktan sonra, buna göre somut ve içerikli bir istinaf veya temyiz dilekçesi hazırlamak için yeterli zamana sahip olacaklardır. Bu, kanun yollarına daha nitelikli başvurular yapılmasını sağlayacak, 'süre tutum' gibi anlamsız bir usuli işlemi ortadan kaldıracak ve tarafların savunma haklarını daha etkin kullanmalarına olanak tanıyarak 'gerekçeli karar hakkı'nı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını pekiştirecektir.