Boşanma davası sırasında, davalı koca, kadına ait ziynet eşyalarının evden ayrılan kadın tarafından yanında götürüldüğünü savunmuştur. Kadın ise ziynetlerin evde kaldığını ve koca tarafından el konulduğunu iddia etmektedir. Bu durumda ispat yükü kime aittir ve hayatın olağan akışı bu tür bir uyuşmazlıkta nasıl bir karine yaratır? (Yargıtay 2.HD - Karar : 2017/3455)
Bu durumda ispat yükü davacı kadına aittir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, ziynet eşyaları nitelikleri itibarıyla (hafif, taşınabilir, saklanabilir) kadının kişisel kullanımı ve muhafazasına özgü eşyalardır. 'Hayatın olağan akışı' karinesi, bu tür eşyaların kadının üzerinde veya onun kolayca erişebileceği bir yerde (evdeki özel kasası, çekmecesi vb.) bulunmasıdır. Bir kadının evden ayrılırken, en değerli kişisel malları olan ziynetlerini geride bırakması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu nedenle, Yargıtay, evden ayrılan kadının, ziynetlerin kendi rızası dışında evde kaldığını, götürülmesine engel olunduğunu veya zorla elinden alındığını ispatlamakla yükümlü olduğunu kabul etmektedir. (Yargıtay 2.HD - Karar : 2017/3455). Kadın, bu iddiasını tanık beyanları veya diğer delillerle şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlayamazsa, ziynetleri yanında götürdüğü varsayılır ve davası reddedilir. Kısacası, ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden kadının üzerindedir.