7188 sayılı Kanun ile CMK'ya eklenen basit yargılama usulü, 'duruşmasız yargılama' esasına dayanır. Bu usulün, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan 'doğrudan doğruyalık' (vasıtasızlık) ve 'yüz yüzelik' ilkeleri ile olan ilişkisini ve bu ilkelerden sapmanın meşruiyet zeminini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122617

Basit yargılama usulü, ceza muhakemesinin 'doğrudan doğruyalık' ve 'yüz yüzelik' ilkelerinden bilinçli bir sapma teşkil eder. 'Doğrudan doğruyalık' ilkesi, hâkimin, sanık, tanık, mağdur gibi süjelerle ve delillerle araya bir vasıta girmeksizin doğrudan temas kurmasını ve kanaatini bu şekilde oluşturmasını gerektirir. 'Yüz yüzelik' ilkesi ise, tarafların duruşmada yüz yüze gelerek iddia ve savunmalarını ve delillerle ilgili görüşlerini ortaya koymalarını ifade eder. Basit yargılama usulünde ise tüm süreç dosya üzerinden, yazılı olarak yürür; hâkim süjelerle veya delillerle doğrudan temas kurmaz. Bu sapmanın meşruiyet zemini, iki temel unsura dayanır: 1) Suçun Niteliği ve Ağırlığı: Bu usul, sadece adli para cezasını veya üst sınırı 2 yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren, yani toplumsal tehlikeliliği daha az kabul edilen suçlar için öngörülmüştür. Daha ağır suçlarda bu temel ilkelerden vazgeçilemez. 2) Rıza ve Fayda Dengesi: Sanık, bu usulün sonunda verilen karara itiraz ederek, her zaman için duruşmalı yargılama yapılmasını ve bu ilkelerin tam olarak uygulandığı bir sürece geri dönmeyi talep etme hakkına sahiptir. Bu usule katlanmasının karşılığında ise, mahkumiyet halinde cezasında 1/4 oranında bir indirim elde eder. Kanun koyucu, daha az ağır suçlarda, usul ekonomisi ve yargılamayı hızlandırma gibi kamu yararları ile sanığın bu indirimden faydalanma menfaatini dengelemiş ve itiraz hakkını bir güvence olarak koruyarak bu ilkelerden sapmayı meşru kılmıştır.