TCK m. 15, yurt dışında işlenen suçlarda soruşturma koşulu olan ceza miktarının hesaplanmasında 'kanunî ağırlaştırıcı nedenlerin aşağı sınırı ve kanunî hafifletici nedenlerin yukarı sınırı göz önünde bulundurularak' hesaplanacağını belirtmektedir. Bu hükmün, yargılama yetkisinin belirlenmesindeki pratik önemini bir örnekle açıklayınız.
Bu hüküm, bir suçun Türkiye'de yargılanıp yargılanamayacağına karar verilirken, suçun temel halinin cezasının değil, somut olayda işlenmiş olabilecek nitelikli hallerinin dikkate alınmasını sağlayarak, devletin yargı yetkisini daha geniş bir alanda kullanmasına olanak tanır. Pratik önemi şudur: Örneğin, TCK m. 12/2'ye göre, bir yabancının yurt dışında bir Türk'e karşı işlediği suçtan Türkiye'de yargılanabilmesi için suçun 'aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektirmesi' gerekir. Basit dolandırıcılık suçunun (TCK m. 157) temel halinin cezası 1 yıldan 5 yıla kadardır ve bu şartı sağlar. Ancak, basit tehdit suçunun (TCK m. 106/1) temel hali 6 aydan 2 yıla kadar hapistir ve bu şartı sağlamaz. Fakat, eğer bu basit tehdit suçu, 'silahla' (TCK m. 106/2-a) işlenmişse, bu bir ağırlaştırıcı nedendir ve cezanın alt sınırı 2 yıla çıkar. İşte TCK m. 15, bu durumda yargılama yetkisini belirlerken temel hal olan 6 aya değil, ağırlaştırıcı nedenin getirdiği 2 yıllık alt sınıra bakılması gerektiğini söyler. Böylece, silahla tehdit suçu, alt sınırı 1 yılı aştığı için, Türkiye'de yargılanabilecek suçlar kapsamına girer. Bu madde, suçun işleniş şeklini dikkate alarak yargı yetkisinin sınırlarını somut olaya göre belirlemeyi sağlar.