7242 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'un 89. maddesinde yapılan değişiklikle, 'iyi hal'in belirlenmesinde 'otomatik iyi hal' algısının kırılmaya çalışılmasının ardındaki temel felsefe nedir? Bu değişikliğin, idare ve gözlem kurullarının sorumluluğunu nasıl artırdığını açıklayınız.
Değişiklik öncesindeki uygulamada, bir hükümlü hakkında ciddi bir disiplin soruşturması veya olumsuz bir olay kaydı bulunmadığı sürece, 'iyi halli' olduğu neredeyse otomatik olarak kabul ediliyordu. Bu durum, 'pasif uyum'un yeterli görülmesi ve infazın temel amacı olan 'rehabilitasyon' ve 'kişilik gelişimi'nin göz ardı edilmesi nedeniyle eleştiriliyordu. 7242 sayılı Kanun ve sonrasında çıkarılan yönetmelikle getirilen yeni sistemin ardındaki temel felsefe, 'iyi hal'i pasif bir 'sorun çıkarmama' durumundan, aktif bir 'iyileşme ve gelişim gösterme' sürecine dönüştürmektir. Artık hükümlüden sadece kurallara uyması değil, aynı zamanda infaz kurumunun sunduğu eğitim, psiko-sosyal yardım, meslek edindirme gibi programlara katılarak kişiliğini olumlu yönde geliştirmesi ve topluma yeniden entegrasyona hazır olduğunu somut olarak göstermesi beklenmektedir. Bu değişiklik, idare ve gözlem kurullarının sorumluluğunu önemli ölçüde artırmıştır. Kurullar artık sadece disiplin kayıtlarına bakarak değil, 'gelişim puanı', 'risk değerlendirme raporu', 'gözlem raporu' gibi çok sayıda veriyi analiz ederek, her hükümlü için bireyselleştirilmiş ve gerekçeli bir değerlendirme yapmak zorundadır. Bu, daha nitelikli, daha sorumlu ve daha fazla emek gerektiren bir karar alma süreci anlamına gelmektedir.