Bir tacir, iflas etmeden önce, alacaklılarını zarara uğratma kastıyla, bankadaki tüm parasını çekip evinde saklamaya başlamıştır. Bu eylem TCK m. 161/1'de sayılan hileli iflas hallerinden hangisine tekabül eder? Bu eylemin 'hileli' olarak nitelendirilebilmesi için ek bir aldatıcı hareket gerekir mi?
Bu eylem, TCK m. 161/1-a bendinde yer alan 'Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların ... gizlenmesi' haline tekabül eder. Banka hesabındaki para, şirketin ticari malvarlığının bir parçasıdır ve alacaklıların alacağının teminatıdır. Bu paranın banka gibi kayıtlı bir sistemden çıkarılıp, takip edilmesi imkansız veya çok zor olan bir yere (evdeki kasa vb.) götürülmesi, onu alacaklıların ve iflas masasının ulaşımından uzaklaştırma amacı taşıdığı için 'gizleme' eylemini oluşturur. Hileli iflas suçunda 'hile', suçun genel adıdır ve her bir bentte sayılan eylemlerin kendisi, kanun koyucu tarafından zaten 'hileli' olarak kabul edilmiştir. Yani, malı kaçırmak, gizlemek veya sahte borç senedi düzenlemek gibi eylemlerin kendisi, aldatıcı niteliktedir. Failin bu eylemleri gerçekleştirirken ayrıca bir yalan söylemesi veya başka bir aldatıcı manevra yapması gerekmez. Alacaklıları zarara uğratma kastıyla malvarlığını azaltmaya yönelik bu gizleme eyleminin kendisi, suçun maddi unsurunu oluşturmak için yeterlidir.