AYM İçtüzüğü m. 71/1, Adalet Bakanlığı'na görüş sorulması için 'başvurunun kabul edilebilirliğine karar verilmesi' şartını ararken, m. 71/3, Bakanlıktan cevap gelmezse Mahkemenin 'kabul edilebilirlik ve esas hakkında' karar verebileceğini belirtmektedir. Bu iki fıkra arasındaki çelişkinin uygulamadaki olası sonuçlarını tartışınız.
Bu iki fıkra arasında lafzi bir çelişki mevcuttur ve bu durum uygulamada hukuki belirsizlik yaratma potansiyeli taşır. Fıkra 1'e göre izlenmesi gereken sıra şöyledir: AYM önce başvuruyu tek başına inceler, kabul edilebilir bulursa bir 'kabul edilebilirlik kararı' verir ve ancak bu karardan sonra dosyayı görüş için Bakanlığa gönderir. Bu, Bakanlık görüşünün sadece davanın 'esasına' ilişkin olacağı anlamına gelir. Fıkra 3 ise, Bakanlığa gönderim yapıldıktan sonra, Mahkemenin hem 'kabul edilebilirlik' hem de 'esas' hakkında karar verebileceğini söyleyerek, kabul edilebilirlik incelemesinin Bakanlığa gönderimden sonra da devam edebileceği izlenimini yaratır. Uygulamadaki olası sonuçlar şunlardır: 1) Eğer AYM, Fıkra 1'e sıkı sıkıya bağlı kalırsa, iki aşamalı bir inceleme (önce kabul edilebilirlik, sonra esas) süreci uzatır. 2) Eğer AYM, Fıkra 3'ü esas alarak, kabul edilebilirlik kararı vermeden dosyayı Bakanlığa gönderirse, bu durum Fıkra 1'e aykırılık teşkil eder ve başvurucu tarafından 'usule aykırılık' iddiasına konu edilebilir. 3) Bakanlık, kendisine kabul edilebilirlik kararı verilmeden gönderilen bir dosyada hem kabul edilebilirlik hem de esasa ilişkin görüş bildirebilir ki bu, Fıkra 1'in ruhuna aykırıdır. Bu çelişki, Mahkemenin işleyişinde esneklik sağlama amacı taşısa da, tarafların usuli hakları ve hukuki öngörülebilirlik açısından sorunludur. Uygulamada Mahkeme, genellikle kabul edilebilirlik ve esası birlikte inceleme eğilimindedir ve bu çelişkiyi Fıkra 3 lehine yorumlamaktadır.