5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinin 7. fıkrası, 'yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik hâllerinde' basit yargılama usulünün uygulanmayacağını belirtmektedir. Bu istisnanın ardındaki temel hukuki mantık nedir?
Bu istisnanın ardındaki temel hukuki mantık, 'savunma hakkının' etkin bir şekilde kullanılmasının güvence altına alınmasıdır. Basit yargılama usulü, duruşma yapılmadan, yazılı beyan ve savunmalara dayanan, hızlandırılmış bir usuldür. Bu usul, sanığın duruşmada doğrudan sözlü savunma yapma, delilleri yüz yüze tartışma, hâkimle doğrudan temas kurma gibi önemli haklarından feragat etmesini gerektirir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik gibi durumlar, kişinin savunmasını tam ve etkin bir şekilde yapabilmesi için özel bir dikkat, özen ve desteği (müdafi, tercüman, bilirkişi vb.) gerektiren hallerdir. Kanun koyucu, bu durumdaki 'savunmada zayıf' kabul edilen sanıkların, duruşmanın sağladığı güvencelerden mahrum bırakılmasının adil yargılanma hakkını (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) zedeleyeceğini öngörmüştür. Bu nedenle, bu kişilerin davalarının mutlaka genel hükümlere göre, duruşma açılarak ve tüm usuli güvenceler sağlanarak görülmesini zorunlu kılmıştır. Bu, 'silahların eşitliği' ilkesinin dezavantajlı sanık lehine somutlaştırılmasıdır.