AYM'nin bireysel başvurularda yetki alanını 'de facto genişlettiği' yönündeki eleştiri, mahkemenin 'yargı birliği' ilkesi içindeki konumunu nasıl etkilemektedir? ('Anayasa Mahkemesi ne anlama geliyor?' metni)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #122586

'Yargı birliği' ilkesi, bir ülkedeki yargı sisteminin hiyerarşik ve tutarlı bir bütün oluşturmasını ifade eder. Adli yargıda Yargıtay, idari yargıda Danıştay bu birliğin tepesinde yer alır. Anayasa Mahkemesi, bu hiyerarşik yapıların dışında, Anayasa'ya uygunluk denetimi yapan özel bir yüksek mahkemedir. Bireysel başvuru yolu, bu sisteme bir 'istisna' getirmiştir. AYM'nin, 'bariz takdir hatası' veya 'kanunilik ilkesi ihlali' gibi gerekçelerle derece mahkemelerinin ve hatta Yargıtay/Danıştay'ın kararlarını 'hak ihlali' tespitiyle bozabilmesi, onu fiilen bu hiyerarşik yapıların üzerine yerleştiren bir 'süper temyiz' mercii konumuna getirdiği şeklinde eleştirilmektedir. Bu 'de facto genişleme', yargı birliği içinde gerilimler yaratmaktadır. Diğer yüksek mahkemeler, AYM'nin kendi uzmanlık alanlarına ve karar yetkilerine müdahale ettiğini düşünebilmektedir. Bu durum, metinde de belirtildiği gibi, mahkemelerin karşı karşıya gelmesine, içtihat farklılıklarının derinleşmesine ve yargı sisteminin bir bütün olarak tutarlı ve öngörülebilir işleyişine zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Eleştiri, AYM'nin anayasal denetim rolü ile kanun yolu denetimi rolü arasındaki sınırın belirsizleştiği noktasında yoğunlaşmaktadır.